Horlama nedeniyle yapılan radyofrekans cerrahisinde uygulama yeri sayısının tedavi başarısında etkisinin araştırılması


Prof. Dr. EMİNE ELİF ALTUNTAŞ

Tez Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Erkan Niyazi Özüdoğru

Tezin Onay Tarihi: 1950

Tezin Dili: Türkçe

Desteklendiği Program: Bu tezi destekleyen bir program bulunmamaktadır

Özet:

Bu çalışma Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı’nın horlama polikliniğine Nisan 1999-Kasım 2002 ayları arasında horlama şikayeti ile başvuran, ancak obstrüktif uyku apnesi anamnezi bulunmayan 46 olgu üzerinde yapıldı.

            Çalışmaya katılan tüm olguların 33’ü (%71,7) erkek; 13’ü (%28,3) kadın olup; en büyük yaş 71, en küçük yaş 28 ve ortalama yaş 47,43±1,73 olarak tespit edildi. 

            Subjektif olarak olguların tümünde ilk 4 haftada horlama şikâyetlerinde belirgin bir artış olduğu gözlendi. Kontrolleri sırasında genel olarak olguların horlama şikâyetlerinde eski seviyesine dönüş gözlenirken; şikâyetlerinde ki belirgin azalmanın 12 haftadan itibaren ortaya çıktığı hastalar tarafından ifade edilmiştir. Olguların preoperatif VAS değerleri ile posoperatif 4, 8 ve 12 haftalarda ki VAS değerlerinin istatistiksel karşılaştırmasında da benzer sonuçlar tespit edilmiştir.

            Çalışmaya katılan tüm olgulara preoperatif dönemde ve postoperatif 12 hafta da lateral kafa grafikleri çekilerek yumuşak damak uzunlukları ölçüldü. Yapılan istatistiksel değerlendirmede her iki grupta da yumuşak damak uzunluklarının preoperatif ve postoperatif 12 haftadaki ölçümlerinde anlamlı bir azalma olmadığı tespit edildi (p>0,05).

            Subjektif şikâyetlerinde azalma olmaması nedeniyle grup 1’de ki 8 (%40) olguya, grup 2’de ise 2 (%11,8) olguya ikinci bir seans radyofrekans uygulaması yapılması gerekmiştir. Çalışmaya katılan iki grupta ki olgular ikinci seans gerekliliği açısından karşılaştırıldığında iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Bununla birlikte relatif risk %95 güvenlik aralığında hesaplandığında grup1’deki olguların grup 2’deki olgulara göre ikinci seans radyofrekans uygulamasına 3,4 kez daha fazla ihtiyacı olduğunu göstermektedir. 

            Çalışmaya katılan olguların hiçbirinde operasyon sırasında ve sonrasında ciddi komplikasyon görülmemekle birlikte 8 (%17,34) olguda mukozal yanık olduğu tespit edildi (Grup 1 de 4 olgu ve Grup 2 de 4 olgu). 

            Çalışmadan elde edilen sonuçlar ışığı altında yumuşak damağa radyofrekans uygulamasının horlama tedavisinde etkin, yan etki oranı düşük, kolay uygulanabilir ve ucuz bir yöntem olduğu kanısına varılmıştır.