Belağatta Talebi İnşa (dilek bildiren anlatımlar)


Dr. Öğr. Üyesi MUSTAFA KAYAPINAR

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Selçuk Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Temel İslam Bilimleri, Türkiye

Tez Danışmanı: Tacettin Uzun

Tezin Onay Tarihi: 2006

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Söz (kelâm), haber ve inşâ şeklinde iki kısma ayrılır. Telaffuz edildiğinde dış dünyada karşılığı olan, bunun tabii bir sonucu olarak da hakkında “doğru” ya da “yalan” hükmü verilebilen sözlere haber; telaffuz edilmesiyle var olan ve aynı zamanda bir eylem teşkil eden yahut hakkında doğru ya da yalan hükmü verilemeyen sözlere ise inşâ adı verilir.

Haber – inşâ ayırımı Arapça kaynaklarda, VII. yüzyılda yerleşik bir halde iken; batıda ancak 1950’lerde fark edilmeye başlanmıştır. John L. Austin ve John Searle’ün söz edimleri kuramı bunun bir sonucudur.

İnşâ, içerisinde “talep” faktörü bulunup bulunmamasına göre talebî ve gayr-ı talebî şeklinde ikiye ayrılır.

 Talebî inşânın istifhâm, emir, nehiy, temennî ve nidâ olmak üzere beş üslûbu bulunmaktadır.

İstifhâm, muhataptan bir bilgiyi öğrenme talebi iken; emir bir işi yapmasını, nehiy yapmamasını, nidâ muhatabın konuşana yönelmesini, temennî ise beklenmeyen bir şeyin olmasını, istemektir.

Emrin hakîkî anlamı, bir fiilin meydana gelmesini muhataptan otoriter bir tarzda talep etmektir. Otuz bir adet mecâzî anlamı bulunmaktadır.

Nehyin hakîkî anlamı, muhataptan otoriter ve bağlayıcı bir tarzda fiilden kaçınmasını talep etmektir. On yedi tane mecâzî anlamı mevcuttur.

İstifhâm, önceden bilinmeyen bir şeyi “anlama, öğrenme isteğidir., talebî inşâ üslupları içinde, belâğat açısından en zengin olanı istifhâmdır. Kırk civarında mecâzî anlamı vardır.

Temennî, meydana gelmesi imkansız veya uzak ihtimal olması sebebiyle, umulmayan fakat arzu edilen bir şeyin talep edilmesidir. Kaynaklarda temennîye ait iki mecâzî anlamdan söz edilmiştir.

 Nidâ, muhâtabın konuşana yönelmesini talep şeklinde tanımlanmaktadır ve bu üslûba ait on kadar mecâzî anlam tespit edilmiştir