Dağıtık üretim sistemlerinin akıllı şebekeler üzerine etkilerinin incelenmesi
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Türkiye
Tez Danışmanı: Belgin Türkay
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Desteklendiği Program: Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP)
Özet:
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte,
elektrik enerjisine olan ihtiyaç ve talep her geçen gün artmaktadır. Artan tüketici
talebi karşısında, üretim, iletim ve dağıtım sistemlerinin yetersiz kaldığı
durumlar ortaya çıkabilmektedir. Yetersiz kalan bu şebekelerde artan hat
yüklenmeleri nedeniyle, kayıp güç artışları, gerilim düşümü problemleri,
elektrik kesintisi ve güvenirlik gibi çeşitli önemli problemler ortaya
çıkmaktadır ve tüketiciler hem sosyal hem de ekonomik yönden rahatsız
olmaktadır.
Ayrıca, artan fosil yakıt fiyatları
ve azalan fosil yakıt rezervleri nedeniyle yeni üretim teknolojilerine ihtiyaç
giderek artmaktadır. Artan hava kirliliği ve iklim bozulmaları gibi çevresel kaygılar,
yenilenebilir enerji üretim teknolojilerinde büyük gelişmelere öncü olmuştur. Bu
gelişmeler, yenilenebilir enerji sistemlerinden enerji üretim maliyetlerini
giderek düşürmektedir.
Artan enerji talebini karşılamakta
zorlanan şebekelerde, kayıpları azaltmak ve gerilim profilini iyileştirmek
amacıyla, ağın yeniden yapılandırılması, kapasitör tahsisi veya dağıtık üretim
sistemlerinin tahsisi önerilmektedir. Yeni hatların oluşturacağı ek maliyetler
ve fiziksel olarak her zaman uygulanabilir olmaması gibi nedenler ağ yeniden
yapılandırmasını zorlaştırmaktadır ve dağıtık üretim ön plana çıkmaktadır.
Kayıpları azaltmak, gerilim
profilini iyileştirmek, şebekeye bağlı kesintilere çözüm üretmek ve çeşitli güç
kalitesi katkıları nedeniyle merkezi üretim yerine, ucuz ve sınırsız olan
yenilenebilir enerji kaynaklarını da üretime kazandırabilen, dağıtık üretim teknolojilerinin kullanımı
giderek yaygınlaşmaktadır.
Merkezi üretimle beslenen
şebekelerde tek yönlü olan yük akışı, dağıtık üretim sistemlerinin entegre
edilmesiyle birlikte çift yönlü olarak gerçekleşmektedir. Bu durum güç
kayıplarında artışa ve koruma sistemlerinde arıza algılama sorunları gibi
çeşitli olumsuz sonuçlara yol açabilir. Ancak, dağıtık üretim sistemleri tahsis
edilmeden önce çeşitli analizler yapılarak planlanırsa, kayıpları ve gerilim
devinimini azatlma, gerilim profilini ve gerilim kararlılık indeksini
geliştirme, güvenirliği artırma ve şebekeye bağımlılığı azaltma gibi pek çok katkıyı beraberinde getirmektedir.
Literatürde, dağıtık üretim
sistemlerinin optimum tahsisini gerçekleştirmek için analitik yöntemler, sezgisel
yöntemler ve hibrit yöntemler önerilerek, çeşitli IEEE test sistemleri veya ülkelerin
gerçek dağıtım şebekeleri üzerinde test edilmiştir.
Bu çalışmada, güç kayıplarını
azaltmak ve gerilim profilini iyileştirmek amacıyla dağıtık üretim sistemlerinin
optimum tahsisi gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, sezgisel algoritmalardan olan,
Genetik Algoritma ve Parçacık Sürü Optimizayonu algoritmaları önerilmiş ve IEEE
33 baralı radyal dağıtım sistemi üzerinde uygulanmıştır.
Öncelikle, literatür kıyaslaması
yapabilmek ve algoritmaların doğruluğunu kanıtlamak amacıyla, puant yük talebi
için dağıtık üretim tahsisi gerçekleştirilmiştir. Tüm dağıtık üretim tipleri ve
özellikle literatürde kullanılmayan Tip IV için optimum tahsis, üç farklı
senaryo özelinde gerçekleştirilmiştir. Analizlere göre en düşük fayda, reaktif
güç tüketimi nedeniyle Tip IV ile ve en yüksek fayda hem aktif hem de reaktif
güç üreten Tip III ile sağlanmıştır. Parçacık Sürü Optimizasyonu, Genetik Algoritma’ya
nazaran daha iyi sonuçlar verirken, her ikisi de minimum kayıp, maksimum
gerilim iyileşmesi ve yakınsama gibi açılardan literatürden çok daha iyi
sonuçlar vererek, üstünlüklerini kanıtlamışlardır.
Algoritmaların güvenirliği ve
doğruluğu kanıtlandıktan sonra, asıl hedef olan yıllık toplam enerji kayıplarını
ve gerilim devinimi azatlamak amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının
şebekeye optimum tahsisi geçekleştirilmiştir. Mevsimsel üretim ve tüketim
belirsizliklerini içeren bu çalışmada, yenilenebilir enerji kaynakları olarak
güneş panelleri ve rüzgar türbinleri kullanılmıştır. Yenilenebilir kaynakların
sağladığı katkıyı ölçmek ve uygulanabilirliğini kıyaslamak amacıyla, fosil yakıt
tüketimine dayalı konvansiyonel kaynaklar da kullanılmıştır. Yapılan
çalışmalarda teknik olarak en iyi sonuçlar konvansiyonel kaynaklarla elde
edilirken, en düşük katkı ise mevsimsel ve günlük olarak güneş ışınım
dağılımının düzgün olmaması sebebiyle, güneş panelleri tarafından sağlanmıştır.
Hem güneş ışınım dağılımına nispeten daha düzgün rüzgar dağılımı olmasından
dolayı konvansiyonel kaynaklara yakın miktarda teknik katkı sağlayan hem de zararlı
sera gazı salınımı olmaması nedeniyle çevreci olan rüzgar türbinlerinin optimum
güç faktöründe işletilmesi en uygun dağıtık üretim çözümü olarak önerilmiştir.
Literatürde ve yapılan bu
çalışmada, dağıtık üretim kaynaklarının tahisinin yük akışı analizlerine
dayanması nedeniyle çok fazla zaman aldığı görülmüştür ve bu problemin
üstesinden gelmek amacıyla da makine öğrenmesine dayalı bir tahmin metodolojisi
önerilmiştir. Makine Öğrenmesi algoritmalarından olan Lineer Regresyon, Yapay Sinir
Ağları, Destek Vektör Regresyonu, K En Yakın Komşu ve Karar Ağacı algoritmaları
kullanılarak, optimum dağıtık üretim gücünün ve şebekeye etkilerinin tahmini
sağlanmıştır. Algoritmaları ve önerilen metodolojinin uygulanabilirliğini
göstermek için IEEE 12, 33 ve 69 baralı standart test sistemlerinin gerekli
verileri toplanmıştır. Toplanan verilerin %75’i, WEKA programında bulunan makine
öğrenmesi algoritmaları ile tahmin modellerinin eğitimi için kullanılmıştır ve
%25’lik test verisiyle de algoritmaların performansı ve doğruluğu
değerlendirilmiştir. Değerlendirme
metrikleri olarak, R-kare (R2) analizi ve ortalama mutlak yüzde hata
(Mean Absolute Percentage Error, MAPE) hesaplaması kullanılmıştır.
Tüm algoritmalar, kabul edilebilir
hata aralığının dışına çıkmayan ve uygulanabilir doğrulukta tahminler gerçekleştirmiştir.
Tek giriş değişkeni olan tahmin modellerinde Destek Vektör Regresyonu
algoritması ve çok giriş değişkeni olan tahmin modellerinde K En Yakın Komşu
algoritması daha başarılı olmuştur. Giriş ve çıkış değişkenleri arasında
doğrusal bağlantı bulunmayan verilerin tahmininde ise Lineer Regresyon kabul
edilebilir bir sonuç vermemiştir ve kullanımı uygun bulunmamıştır.
Dağıtık üretim sistemlerinin optimum
boyutunun, yerinin ve güç faktörlerinin belirlenmesinde önerilen sezgisel
algoritmalar üstün performans göstermiştir ve yeni bir metodoloji olarak
sunulan, dağıtık üretim sistemi optimum boyutu ve şebekeye etkilerinin
tahmininde Makine Öğrenmesi kullanımı uygun ve etkin bulunmuştur.
Daha büyük sistemler üzerinde
çalışılması, enerji depolama sistemlerinin eklenmesi, yeni sezgisel veya hibrit
algoritmalarla çözümler, makine öğrenmesi ile birlikte güçlendirilmiş tahmine
dayalı çözümler ve farklı yenilenebilir teknolojilerin kullanımı gelecek
çalışması olarak önerilmektedir.