Yeşil deniz kaplumbağası (Chelonia mydas L., 1758)’xxnın Doğu Akdeniz’xxdeki Samandağ ve Akyatan üreme kumsallarının bazı fiziksel özelliklerinin yavru morfolojisi üzerine etkilerinin araştırlması


Prof. Dr. BEKTAŞ SÖNMEZ

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Türkiye

Tez Danışmanı: Cemal Turan,Şükran Yalçın Özdilek

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Yeşil deniz kaplumbağaları (Chelonia mydas), düzenli olarak beslenme alanlarından üreme alanlarına göç eden türler olup, yaşamlarının büyük bölümünü okyanus ve açık denizlerde geçirirler. Okyanuslarda ve açık denizlerde yaşam sürmelerine rağmen yumurtalarını bırakabilecekleri kumsallara ihtiyaç duyarlar. C. mydas'ın Akdeniz'deki önemli üreme kumsallarının başında Türkiye ve Kıbrıs kıyıları gelmekte olup bu kıyılar, tüm Akdeniz üreme kumsallarının yaklaşık % 99'nu barındırmaktadır.Bu çalışmada, Doğu Akdeniz üreme kumsallarından olan Samandağ ve Akyatan üreme kumsallarının bazı fiziksel özelliklerinin C. mydas'ın yavru morfolojisi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bununla birlikte Samandağ ve Akyatan kumsalları arasında yavru morfolojisi yönünden farklılıklar, dişi ve erkek yavru bireyler arasındaki morfolojik farklılıklar, yuva yeri değiştirmenin yavru morfolojisi üzerine etkileri ve ölü ile canlı yavrular arasında ki morfolojik farklılıklar incelenmiştir.Toplam 48 yuvadan, yuva dibi kum örneklerinin; sıcaklık, iletkenlik, tuzluluk, toplam çözünmüş madde miktarı, pH, hava oranı ve tane boyu analiz edilmiştir. Bunlara ek olarak yuvaların, denize uzaklığı, toplam derinliği ve kuluçka süreleri de analize dahil edilmiştir. Samandağ ve Akyatan üreme kumsalları arasında fiziksel karakterler yönünden anlamlı farklılıklar olduğu ve Samandağ kumsalının yüksek hidrik şartlara sahip olduğu bulunmuştur. Yuva dibi kumların sahip olduğu hidrik şartların; daha çok yavruların yüzgeç uzunluğu üzerine, buna karşın termal şartların ise yavruların ağırlığı üzerine etki ettiği ve bununla birlikte yuva derinliği ve kuluçka süresinin de yavru morfolojisi üzerine önemli etkilere sahip olduğu bulunmuştur. Her iki üreme kumsalında toplam 1185 yavru, 16 morfometrik ve 7 meristik karakter bakımından değerlendirildi. Samandağ ve Akyatan üreme kumsalları arasında morfolojik ayrılıkları tespit etmek için morfometrik ve meristik karakterler kullanılmıştır. Kümeler arası korelasyon analizi sonucu meristik karakterler yönünden üreme kumsalları belirgin bir ayrılım göstermediği buna karşın morfometrik karakterler yönünden iki kumsalın birbirinden ayrıldığı bulunmuştur. Ana bileşenler analizi sonucunda, ön ve arka yüzgeçlerin populasyonlar arası morfolojik ayrımda anahtar karakterler olduğu bulunmuştur. Yavrularda cinsiyetler arası morfolojik farklılığın tespitinde, kümeler arası korelasyon analizi sonucu iki cinsiyetin, morfolojik olarak belirgin bir ayrım göstermediği, ancak varyans analizi sonucu 4 morfometrik karakter bakımından anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Bir koruma planı olarak kullanılan yuva yeri değiştirmenin, yavru morfolojisi üzerine negatif etki ettiği ve yeri değiştirilen yuvalardan çıkan yavruların doğal ortamında bırakılanlarına göre doğru karapas eni, yüzgeç uzunluğu ve yavru ağırlığı bakımından daha küçük olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte ölü ve canlı yavruların morfolojilerinin karşılaştırılmasında; ölü yavruların, canlı yavrulara göre daha küçük olduğu belirlenmiştir.Sayıları son yıllarda tükenme noktasına gelen deniz kaplumbağalarının gelecek nesillere aktarılması iyi bir koruma planın ortaya çıkarılması ile mümkünüdür. Bunun için türün embriyonik, yavru, ergin ve yetişkin yaşam safhalarının çok iyi anlaşılması ve bilinmesi gerekmektedir. Yaşamları boyunca bu yaşam formları hakkında detaylı bilgilerin bilinmesi onların sadece gelişimi gibi bilgiler için değil aynı zamanda da koruma plan yönetiminin ortaya çıkarılması için oldukça önemlidir. Benzer çalışmanın tüm Akdeniz yuvalama kumsalları için yapılması önerilebilir. Sonuç olarak bu çalışma, Doğu Akdeniz C. mydas populasyonun koruma plan ve yönetmenliğinin ortaya çıkarılması ve morfolojik çalışmalardaki eksikleri tamamlaması yönüyle önemli bilgiler sunmuştur.