Değişen Çevresel Şartların Parazit Prevalansına Etkisi:Son 73 yılda Sivas İlinde yapılan parazitolojik çalışmaların irdelenmesi


Creative Commons License

Ataş A. D.

3rd International MediterraneanSCIENCE AND ENGINEERING CONGRESSOCTOBER 24-26, 2018, Adana, Türkiye, 24 - 26 Ekim 2018

  • Basıldığı Şehir: Adana
  • Basıldığı Ülke: Türkiye

Özet

Önceleri sadece birkaç araştırmacının üzerinde durduğu, fakat halk sağlığı açısından önemi arttıkça bilimsel
çalışmaların yön vermesiyle, parazitolojik çalışmaların önemi artmıştır. Yaptığımız araştırmalarda, Sivas ilinde
parazitolojik bilimsel ilk çalışmaya 1946 yılında rastlanılmış, 1946-2018 arasındaki parazit yaygınlığındaki
değişim, farklı açılardan analiz edilmiştir. Paraziter hastalıklar, temiz su-gıda noksanlığı, sanitasyon
yetersizliğinin olduğu bölgelerde daha yüksek olmakla birlikte, tüm dünyada yaklaşık 4 milyar kişiyi etkileyen
bir sağlık sorunudur. Uzun süreli parazit enfeksiyonlarının sonucu, özellikle çocuklarda bedensel ve zihinsel
gelişme bozuklukları, öğrenme güçlüğü, malnütrisyon, malabsorbsiyon, anemi, ishal, uyku bozuklukları, üriner
enfeksiyon, akut apandisit, gelişme geriliği, vitamin eksiklikleri, yerleştiği organlarda fonksiyon bozuklukları ile
hayatı tehdit eden klinik tablolara yol açabilmesiyle; iş gücü kayıpları, tedavi harcamaları gibi ülke ekonomisinde
çok büyük kayıplara neden olmasıyla, Dünya Sağlık Örgütü(WHO) tarafından kontrol altına alınması gereken
hastalıklar arasında ilk sırada yer almaktadır. Bağırsak parazitlerinin insidansı toplumların sosyo-ekonomik
düzeyi, temizlik, kirli toprak-su, hayvanlarla temas, eğitim düzeyi ve yaşam standartlarına bağlı olarak değişiklik
göstermektedir. Yurdumuz coğrafya, iklim, tarım, meteoroloji, sosyo-ekonomik koşullar bakımından, parazit
hastalıkları için uygun olup, prevalansı %10-96 arasında değişmektedir. İnsan parazitozlarına yönelik 1946-2018
yılları arasında yapılmış 40 bilimsel çalışma, bağırsak parazit sıklığı ve bu değerlerin yıllara göre değişimi farklı
açılardan irdelenmiştir. İstatistiksel olarak 1946’dan günümüze, genel parazit ortalamasında %80.5’lik bir ilişki
ile yıllar içerisinde çok önemli bir düşüş görülmüştür(r=-0.805). Toprak kaynaklı [
Ascaris lumbricoides(p<0.05),
Trichuris trichiura(p<0.05)], çiğ veya az pişmiş et kaynaklı [Taenia saginata (p<0.05)], kişisel hijyen kaynaklı
[
Hymenolepis nana (p<0.05)], kirli su ve gıda kaynaklı [Entamoeba histolytica(p<0.05)] gibi parazitozlar önemli
ölçüde düşerken;
Enterobius vermicularis(p>0.05) ve Giardia intestinalis(p>0.05) önemini halen korumaktadır.
Daha önceleri çok dikkat çekmeyen fakat son yıllarda immunsupresif tedavilerin yaygınlaşması ve AIDS gibi
hastalıklar nedeniyle
Cryptosporidium parvum da araştırmalarda ele alınmaya başlanmıştır. Bağırsak parazit
çalışmaları ya küçük bir yerleşim yerindeki prevalans, ya da hastaneye başvuran hastalar değerlendirilerek yapıldığı
için, gerçek prevalanslarda da değişiklikler olabilmektedir. Yapılan çalışmada, Hastane kaynaklı veriler ile belirli
birim-odak kaynaklı veriler arasında anlamlı fark görülmektedir(p<0.05). tuik.gov.tr verilerine göre, İlimizde
değişen parametrelere bağlı olarak, parazitozlarda istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş görülmektedir(p<0.05).
Parazitozlar açısından ilimizin ve ülkemizin gerçek bir haritasının ortaya çıkarılabilmesi için, sadece hastanesağlık merkezine yapılan başvuru verilerinin yeterli olmadığı, farklı bölgelerden çalışmaların da araştırmalara
katılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Okul bahçelerinin asfalt-betonla kaplanması, çocukların toprakla
temasının kesilmesi, çocuk oyunlarının sanal ortama taşınması v.b. nedenlerle toprak kaynaklı; amipli dizanteri
gibi temiz su-gıda kaynaklı;
T.saginata gibi bilinçli et tüketimine bağlı birçok parazitlerde(p<0.05) ve yıllara
bağlı parazitoz oranlarında düşüş görülse de(p<0.05); kişisel hijyene dayalı
E.vermicularis ve su-gıda kaynaklı
G.intestinalis halen önemini koruyabilmektedir(p>0.05). Sonuç olarak, Parazitler ve Konakları birbirleri ile çok
yakın, karşılıklı ilişki içerisinde, birbirlerini devamlı olarak etkilemektedirler. Enfeksiyon etkenlerinin bulaşımının
önlenmesine yönelik eğitimin, temiz su-gıda sağlanmasına yönelik tedbirlerin sürdürülmesi; parazitik etkenlerin
sıklığının saptanması, önleyici girişimlerin ve tedavi stratejilerinin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Parazitlere
yönelik çalışmaların artırılarak, ülkemizin parazitik haritasının ortaya konulması; sadece hastane-sağlık merkezi
kaynakların verilerinin değil, saha çalışmalarının da yapılıp bilimsel veriye dönüştürülmesi gerekmektedir.
Anahtar Kelimeler: Parazit, Epidemiyoloji, Prevalans, İnsidans, Çevresel şartlar