Sebepsiz Zenginleşme Davasının Aslî Niteliği ve Vekâletsiz İş Görme ile İlişkisi


KAYA A.

Terazi Hukuk Dergisi, cilt.0, sa.235, ss.162-177, 2026 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 0 Sayı: 235
  • Basım Tarihi: 2026
  • Dergi Adı: Terazi Hukuk Dergisi
  • Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.162-177
  • Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Sebepsiz zenginleşme, sözleşme, haksız fiil ve vekâletsiz iş görme gibi kanundan doğan bağımsız borç kaynaklarından biridir. Kökeni Roma hukukuna dayanan bu kurum, günümüz hukuk sistemlerinde de önemini korumaktadır. Her ne kadar ayrı ve bağımsız bir borç kaynağı olarak düzenlenmiş olsa da uygulamada sebepsiz zenginleşme davası sıklıkla talî bir başvuru yolu olarak görülmekte, bu durum kurumun etkin biçimde kullanılmasını engellemektedir. Oysa sebepsiz zenginleşme davasının aslî nitelikte olduğu kabul edildiğinde, diğer borç kaynakları kadar uygulanabilir ve önemli bir hukuki mekanizma olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, sebepsiz zenginleşmeden doğan taleplerin özellikle gerçek olmayan vekâletsiz iş görmeden kaynaklanan taleplerle olan ilişkisi önem arz etmektedir. Nitekim kişilik haklarının veya fikrî hakların ihlâli gibi durumlarda, sebepsiz zenginleşmeden doğan taleplerin vekâletsiz iş görmeden doğan taleplerle yarışma ilişkisi gündeme gelebilmektedir. Bu ilişkinin niteliği, sebepsiz zenginleşmenin kapsamı, sübjektif kazanç (kâr) ilkesi ve uygulanma koşullarının belirlenmesi açısından önemlidir. Konunun hem doktrin hem de uygulama açısından incelenmesi, sebepsiz zenginleşme kurumunun borçlar hukukundaki yerinin güçlendirilmesine ve somut adaletin sağlanmasına katkı sağlayacaktır.
Unjust enrichment constitutes one of the autonomous sources of obligations arising from law, alongside contracts, torts, and acting without authority/negotiorum gestio. Originating in Roman law, the doctrine of unjust enrichment continues to hold significant importance in modern legal systems. Although regulated as a distinct and autonomous source of obligation, in practice it is frequently perceived as a subsidiary remedy, which limits its effective implementation. However, recognizing the primary nature of unjust enrichment claims demonstrates that they are as applicable and essential as other sources of obligations. In this regard, the relationship between claims based on unjust enrichment and those arising from unauthorized acts, particularly cases of falsified agency, becomes crucial. In situations involving the violation of personal or intellectual property rights, claims of unjust enrichment may compete with claims derived from unauthorized acts. Understanding the nature of this interaction is vital for defining the scope of unjust enrichment, clarifying the application of the subjective gain (profit) principle, and determining its legal boundaries. A comprehensive examination of this issue from both doctrinal and practical perspectives will contribute to reinforcing the role of unjust enrichment within the law of obligations and promoting fair and equitable outcomes in legal practice.