İşrâkî Düşüncede Mantığın Yeri


Creative Commons License

Koyuncu A.

Diğer, ss.122-125, 2020

  • Basım Tarihi: 2020
  • Sayfa Sayıları: ss.122-125

Özet

İşrâkî Düşüncede Mantığın Yeri

 

Adil KOYUNCU*

 

Doç. Dr. Kâmil Kömürcü

Ankara: İlahiyat Yayınları, 2014, 292 Sayfa

ISBN: 978-605-4696-31-4

Metin Kutusu: Geliş Tarihi: 30-11-2019
Kabul Tarihi: 02-02-2020
Yayın Tarihi: 02-02-2020

Metin Kutusu: KİTAP TANITIMI      Geçmişten günümüze düşünce sistemlerinin farklı varyantlarda oluştuğunu gözlemleriz. Bu sistemler oluşturulurken ister aşikâr ister kapalı biçimde olsun bizim kanaatimize göre üç tarz yol benimsenmiştir. Birincisi, kendisinden önceki var olan sistemi yıkarak yeni bir sistem kurmak. İkincisi, kendisinden önceki var olan sistemi tenkit ederek, eleştirerek eksik kalan ve yanlış olan noktalarını göstererek yeni bir sis­tem kurmak. Üçüncüsü, kendisinden önceki var olan sistemi alıp, kulla­nıp kendi yeni sistemi içerinde eritip, mezcederek bir sistem oluşturmak şeklindedir. Mantık alanında düşünce geleneğimize şöyle bir baktığı­mızda birinci kısma: İbn Salâh (ö. 643/1245), Nevevi (ö. 676/1277), İbn Teymiyye (ö. 728/1328), İbn Kayyım el-Cevziyye (ö. 751/1350) ve Cela­leddîn es-Suyûtî (ö. 911/1505) gibi düşünürlerin girdiğini söyleyebiliriz. İkinci kısma: Şihabüddîn es-Sühreverdî el-Maktûl (ö. 587/1191) ve üçüncü kısma da; Fârâbî (ö. 339/950), İbn Sînâ (ö. 428/1037), İbn Hazm (ö. 456/1064), Gazzâlî (ö. 505/1111), İbn Rüşd (ö. 520/1126), Fahreddin er-Râzî (ö. 606/1210) ve İbn Haldun (ö. 808/1406) gibi düşünürlerin girdiğini söyleyebiliriz.

     Yukarıda düşünce sistemlerini aktarırken ikinci kısma aldığımız Şihabüddîn es-Sühreverdî “Şeyhu’l-işrâk” unvanıyla anılan ve aynı za­manda metafiziksel düşünce sistemleri içerisinde orjinalitesi olan “İşrâk öğretisi” adında bir sistem kurmuş olan önemli bir düşünürdür. Bu öğ­retisini başta Hikmetü’l-İşrâk olmak üzere el-Lemehât, el-Meşari’ ve’l-Muta­rahât, Kitabu’l-Mukavamât, Kitabu’t-Telvihâtü’l-Levhiyye ve’l-Arşiyye, Man­tıku’t-Telvihât adlı kitaplarında ele almıştır. Bizi ilgilendiren husus ise bu eserlerinde mantık ilminden bahsetmiş olması ve ona yöneltmiş olduğu tenkitlerdir. Bu açıdan Sühreverdî’nin mantık anlayışı oldukça önem arz etmektedir.

     Sühreverdî’nin mantık konusundaki görüşleri “İşrâkî Düşüncede Mantığın Yeri” isimli kitapta Doç. Dr. Kâmil Kömürcü tarafından ele alınmıştır. Biz burada söz konusu kitabın tanıtımını yap­maya çalıştık. Kömürcü’den önce gerek Doğuda gerekse Batıda farklı müellifler tara­fından Sühreverdî’nin mantıkla ilgili gö­rüşleri hakkında onun bazı eser­leri çerçevesinde birtakım çalışmalar yapılmıştır. Ancak Kömürcü, Süh­reverdî’nin tüm eserle­rinde ele aldığı mantık meselelerini ayrıntılı olarak incelemiştir. Dahası İşrâk ekolü mensubu olan Şemsüddîn eş-Şehrezûrî (ö. 687/1288)’nin ve Kutbuddîn Şîrâzî (ö. 710/1311)’nin aynı adı taşıyan Şerh-u Hikmetü’l-İşrâk adlı kitaplarını da dikkate alarak mezkur eserini Sühre­verdî’nin görüşleri doğrultusunda dikkatli bir tahlil ve tedkik neti­ce­sinde oluşturmuştur. Bu da bize müellifin eserini oluştururken zengin bir kaynak birikiminden yararlandığını gösterir. Ayrıca müellif çalışma­sının bazı yerlerinde; Aristoteles (m.ö. 384-322), İbn Sînâ, Gazzâli ve Esi­rüddîn el- Ebherî (ö. 663/1265)’nin görüşlerine de değinerek Sühreverdî özelinde kıyasî bir üslup takınmıştır.

     Eser giriş, üç ana bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Ese­rin giriş bölümünde özlü bir biçimde mantığın tanımı ve mahiyeti üze­rinde durulmuştur. Giriş bölümünün gayet kısa tutularak meselenin özüne temas edilmesi okuyucu nezdinde konuya başlangıç için bir ko­laylık sağlayacağı hissi uyandırmaktadır. Birinci bölümde kavramlar mantığı, ikinci bölümde önermeler mantığı, üçüncü bölümde de akıl yürütme ve bunun türleri Sühreverdî’nin kendi sistemi açısından irdele­nir. Sühreverdî, başta aktardığımız gibi mantığın bazı konularını yeri geldikçe eleştirir, tenkit eder ve eksik kalan noktalarını gösterir. Önemli bir noktadır ki Sühreverdî eserlerinde mantık konularını ele alırken ne mutlak taassubî bir tavır ne de mutlak muhalefet içeren bir tavır içerisine girer. Kendi sistemine uyan ve uymayan noktaları uygun bir biçimde gösterir. Bu zaviyeden, ilerle­yen zamanlarda İbn Teymiyye’nin yaptığı gibi mantığa karşı mutlak bir muhalefet yapmak derdinde değildir. Do­layısıyla Kömürcü, eserinde Sühreverdî’nin görüşlerini ele alırken, man­tık nezdinde kendisine savunmacı bir tavır takınmaz. Eserinde ele aldığı üslup gereği öncelikle meselelerin mantık ilmindeki durumu aktarılır, ardından Sühreverdî’nin görüşleri serdedilir. Yani müellif Sühreverdî açısından mantık özelinde onun ele aldığı eleştirel görüş­lerinin tenkitini yapmak derdinde değildir. Kanaatimizce arzusu Sühreverdî’nin mantık konularındaki görüşlerinin iyi bir şe­kilde tahlil edilerek serd edilmesidir. Bu da yine çalışmada dikkat çeken önemli bir noktadır.

     Sühreverdî Hikmetü’l-İşrâk’a kadar yazdığı eserle­rinde mantık konusunda Meşşâi bir tavır takınmıştır. Ancak Hikmetü’l-İşrâk’a gelince o bu tutumunu değiştirmiştir. Bu tercihin arka planında yatan durumun, kendi sistemini kurması bakımından bir fikri tekâmül süreci ve farklı bir metot arayışı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Artık bu mezkur ese­rinde onun için bilgi bakımından mantığın rasyonalitesi arka planda kalmış, buna karşılık İşrâkî mistisizm ön planda yerini al­mıştır. Burada elbette kendinden önce gelen Gazzâli’nin kendisi üze­rinde derin bir etkisinin olduğu aşikârdır. Yine en başta söylediğimiz gibi o, örneğin mantığın tanım ve kategori gibi konularına eleştiri yönel­tirken, Meş­şâi’lerin “husûlî” bilgisinin karşısına “huzûrî” bilgi anlayı­şını, bahs’e karşı “teelluh” kavramını, kıyas türleri konusunda da kendi ka­naati doğ­rultusunda “feraset kıyası” gibi bir tür eklemekten geri dur­mamıştır. Bu tavra kendi sistemi içerisinde önceleri Gazzâli’de de görül­düğü üzere yeni bir terminoloji kurma anlayışı da diyebiliriz. Yani kendi oluş­tur­duğu sistemde eksik kalan noktaları tamamlama gayreti içerisin­dedir. Bunu mantığa eşdeğer ve farklı bir bilgi sistemi oluşturmak değil, man­tığın kendince eksik kalan, yanlış yerlerini düzelterek onu formel yapı­sından kurtarıp informal bir yapıya sokarak, İşrâkî bir öğreti kurma ara­yışı olarak değerlendirebiliriz. Yani onun nezdinde asıl mesele man­tık ilmi değil İşrâkî öğretiye ulaşmaktır diyebiliriz. Dahası onun için  “sağ­duyu(akl-ı selim)” ve “hads(sezgi)” büyük bir öneme haiz iki kavramdır. Bundan do­layı bu ikili kendi kanaatince Meşşâilerin mantık konularını uzun uza­dıya ele almaları ve meseleyi ayrıntıya boğmalarının önüne geçecek bir durum­dur.

     Son olarak Sühreverdî’nin mantık konularını kısa, öz olarak ifade etme girişimleri, mantığa yönelttiği eleştiriler ve farklı bir metot arayışı mantık adına öncü bir dönüşüm hareketi meydana getir­miştir diyebili­riz. Çünkü sonraları özellikle Batıda da, Francis Bacon (ö. 1626), Descar­tes (ö. 1650), Leibniz (ö. 1716), John Stuart Mill (ö. 1873), gibi düşünürler ile mantık ilmi farklı bir boyuta taşınacaktır. Leibniz, mantık bakımından eksik kalan bir noktayı tamamlamak olarak düşüne­bileceğimiz yeter-sebep ilkesini mantık ilkelerine ekleyecektir. Ayrıca mantığın sembolik bir hal almasının da habercisi olacaktır.  Descartes ve Bacon ise klasik mantığın metodunu yetersiz görerek tümevarım meto­dunu esas alacak­lardır. Bütün buraya kadar aktardığımız meselelerden ortaya çıkan so­nuç şu demek oluyor ki; Şihabüddîn es-Sühreverdî’nin kendi sistemi içerisindeki mantık adına mücmel düşünceleri, sonraları bilhassa Batıda başka düşünürler tarafından kendi mantıki sistemleri içerinde sistematik olarak geniş ve etkili bir şekilde kendisine yer bul­muştur.



* Arş.Gör., Cumhuriyet Üniversitesi,  İlahiyat Fakültesi,

adilko­yuncu@cumhuriyet.edu.tr

THE LOCATION OF LOGIC IN THOUGHTER THOUGHT

Assoc. Dr. Kamil KÖMÜRCÜ

Theology Publications, Ankara, 2014, 292 Pages,

 

Adil KOYUNCU*

 

* (Res. Assist., Cumhuriyet University Faculty of Divinity, Sivas, adilkoyuncu@cumhuriyet.edu.tr).

 

     We observe that thought systems are formed in different variants from past to present. While creating these systems, three ways have been adopted in our opinion, whether it is evident or implicit. First; Installing a new system by destroying the existing system before it. The second is to establish a new system by criticizing the existing system before it, by criticizing it, by showing the missing and wrong points. The third is to take the existing system before it, use it, melt it in its own new system and create a system by releasing it. When we take a look at our tradition of thought in the field of logic, the first part; Ibn Salah (d. 643/1245), Nevevi (d. 676/1277), Ibn Taymiyya (d. 728/1328), Ibn Kayyim al-Cevziyye (d. 751/1350) and Celaleddin es-Suyutti (d. 911 / 1505), we can say that thinkers entered. The second part; Şihabüddîn es-Sühreverdi al-Maktul (d. 587/1191) and the third part; Fârâbî (d. 339/950) Ibn Sina (d. 428/1037), Ibn Hazm (d. 456/1064), Gazzai (d. 505/1111), Ibn Rushd (d. 520/1126), Fahreddin er- We can say that thinkers such as Râzî (d. 606/1210) and Ibn Khaldun (d. 808/1406) entered.

Şihabüddîn es-Sühreverdî, who we took to the second part while transferring the thought systems above, is an important thinker who has been named as “Israhâk doctrine”, which is also named as “Şeyhu'l-israq” and is also original in metaphysical thought systems. This doctrine, especially Hikmetü'l-Israk, el-Lemehat, el-Meşari 've'l-Mutarahat, Kitabu'l-Mukavamat, Kitabu't-Telvihatü'l-Levhiyye ve'l-Arşiyye, Mantıku't-Telvihat in his books. What concerns us is the fact that he mentioned the science of logic in these works and the criticisms he directed at him. In this respect, logic understanding of Şihabüddîn es-Sühreverdi is very important.

     The views of Şihabüddîn es-Sühreverdî about logic in the book titled “The Place of Logic in Revolutionary Thought” Assoc. Dr. It was handled by Kamil Kömürcü. Here we tried to promote the book in question. Before Kömürcü, some studies were carried out in the context of some of his works on the logic of Şihabüddîn es-Sühreverdi by different authors, both in the East and the West. However, Kömürcü examined the logic issues that Şihabüddîn es-Sühreverdi dealt with in all his works in detail. Moreover, considering the books of Şemsüddîn Eş-Şehrezûrî (d. 687/1288) and Kutbuddîn Şîrâzî (d. 710/1311), Şihabüddîn's work was mentioned, taking into account his books named Şerh-u Hikmetü'l-İşrâk. - It was formed as a result of a careful analysis and investigation in line with the opinions of Sühreverdi. This shows us that he benefited from a rich accumulation of resources while creating the author's work. In addition, in some parts of the author's work, Aristotle (384-322 BC), he added a comparative style to Şihabüddîn es-Sühreverdi by mentioning the views of Ibn Sînâ, Gazzâli and Esirüddîn Ebherî (d. 663/1265).

The work consists of introduction, three main sections and results. In the introduction part of the work, the definition and nature of logic is emphasized. Keeping the introduction part very short and touching the essence of the matter gives the reader a feeling that it will provide comfort for the beginning. In the first part, the logic of concepts, in the second part, the logic of propositions, in the third part, reasoning and its types are examined in terms of Şihabüddîn es-Sühreverdî's own system. Şihabüddin es-Sühreverdî criticizes and criticizes some of the issues of logic, as we mentioned at the beginning, and shows the missing points. It is an important point that when dealing with logic issues in his works in Şihabüddîn es-Sühreverdi, he does not have an absolute assassination nor an attitude that includes absolute opposition. It shows the points that fit and not fit their system appropriately. He does not want to make an absolute opposition to logic, as Ibn Taymiyya did in the future. Therefore, while Kömürcü takes the views of Şihabüddîn es-Sühreverdi in his work, he does not take a defensive attitude in front of logic. According to the style he deals with in his work, firstly the situation in the logic of the issues is conveyed, then the views of Şihabüddîn es-Sühreverdî are presented. In other words, the author is not concerned with criticizing the critical views he took on logically, in terms of Şihabüddîn es-Sühreverdi. In our opinion, his desire is to analyze the opinions of Şihabüddîn es-Sühreverdi about logic issues by analyzing them well. This is another important point in the study.


 

Şihabüddîn es-Sühreverdî took a Messy attitude in terms of logic in his works until Hikmetü'l-Israk. However, when he came to Hikmetü'l-İşrak, he changed this attitude. We can easily say that the situation underlying this preference is an evolution of an idea and a search for a different method in terms of establishing its own system. Now, in this aforementioned work, the rationality of logic in terms of knowledge has remained in the background for him, whereas İşraki mysticism has taken its place in the foreground. It is obvious that Ghazali, who came before him, of course had a profound effect on himself. Again, as we said at the beginning, while criticizing the subjects such as the definition and category of logic, the “peaceful” concept of “peace” versus the “husûlî” knowledge of Meşşâi, the “conspirator” against the subject of comparison types in terms of his own opinion. He did not hesitate to add such a species. We can say that this attitude is to establish a new terminology within its system, as seen in Ghazali. In other words, it is in an effort to complete the missing points in its own system. We can evaluate this not as creating a system of information that is equivalent to logic, but as a quest to establish an Israkai doctrine by correcting the wrong places of logic and saving it from its formal structure and putting it in an informal structure. In other words, we can say that the main issue in his eyes is not to reach the science of logic, but also to the Isharai teachings. Moreover, "common sense" and "hads" are two very important facts. For this reason, this pair is a situation that will prevent the Mashashais from dealing with logic issues at length and overwhelming them.


Finally, we can say that the attempts of Şihabüddîn es-Sühreverdî to express the logic issues briefly, in essence, the criticisms he directed to logic and the search for a different method have created a pioneering transformation movement in the name of logic. Because later on, especially in the West, logic will be carried to a different dimension with thinkers such as Francis Bacon (d. 1626), Descartes (d. 1650), Leibniz (d. 1716), John Stuart Mill (d. 1873). Leibniz will add the principle of sufficient reason, which we can think of as completing a logically deficient point. It will also herald the logic of logic. Descartes and Bacon, on the other hand, will consider the method of classical logic as inadequate and will be based on the induction method. The result of all the issues we have mentioned so far means that; The thoughts of Şihabüddîn es-Sühreverdi in the name of logic within his system, have been systematically broadly and effectively included in his logic systems, especially by other thinkers in the West.