Hitit medical journal (Online), cilt.8, sa.1, ss.128-136, 2026 (TRDizin)
Amaç: Bu çalışmanın amacı, tıp fakültesi
öğrencileri arasında geleneksel sigara ve elektronik sigara kullanım
yaygınlığını belirlemek, ilişkili sosyodemografik ve çevresel faktörleri ortaya
koymak ve hedefe yönelik tütün kontrol stratejilerine rehberlik etmek amacıyla
kümeleme analizi kullanarak farklı içici profillerini tanımlamaktır.
Yöntem: Ocak–Mart 2025 tarihleri arasında tıp fakültesinde halen öğrenim gören
333 tıp öğrencisi ile kesitsel bir çevrim içi anket çalışması yürütülmüştür.
Anket; demografik özellikler, sigara kullanım davranışları, aile ve sosyal
çevre etkileri, tütün ürünlerine yönelik tutumlar ve sigarayı bırakmaya ilişkin
algılanan engellere yönelik soruları içermiştir. Sigara içme durumu Dünya
Sağlık Örgütü kriterlerine göre sınıflandırılmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalarda
tanımlayıcı istatistikler, Ki-kare testi ve Kruskal–Wallis H testi
kullanılmıştır. Benzer özelliklere sahip bireyleri tanımlamak amacıyla, veriler
z-skor standardizasyonu sonrası, tüm örneklem ve mevcut sigara içenler alt
grubunda (n=95) K-ortalamalar kümeleme analizi uygulanmıştır.
Bulgular: Mevcut sigara içme yaygınlığı %28,5 olup, sınıf düzeyi arttıkça sigara
içme oranlarında anlamlı bir artış saptanmıştır (p<0,001). Sigara içme
durumu, sigara içen arkadaş varlığı (%90,5’e karşı %50,7; p<0,001) ve ailede
sigara öyküsü (%73,7’ye karşı %56,9; p=0,004) ile anlamlı olarak ilişkili
bulunmuştur. Öğrencilerin %23,5’i elektronik sigara kullanırken, %2,1’i her iki
ürünü birlikte kullandığını bildirmiştir. Sigara içen öğrenciler üzerinde
yapılan kümeleme analizinde üç farklı profil tanımlanmıştır: (1) düşük
tüketimli, çoğunluğu kadın ve bırakma motivasyonu yüksek grup; (2) orta–yüksek
tüketimli, çoğunluğu erkek ve stresin bırakma sürecinde önemli bir engel olduğu
grup; (3) çok yüksek tüketim ve düşük bırakma motivasyonu ile karakterize,
küçük ve olası yüksek riskli bir alt grup. Kümeler; tüketim düzeyi, stres ve
bırakma motivasyonu açısından anlamlı farklılıklar göstermiştir.
Sonuç: Sigara kullanımı tıp öğrencileri arasında yaygın ve heterojen bir
davranış olup, sosyal çevre, akademik stres ve bireysel bırakma motivasyonundan
güçlü biçimde etkilenmektedir. Farklı içici profillerinin belirlenmesi, tek tip
önleme yaklaşımlarının sınırlı olduğunu göstermekte ve stres yönetimini ve
kişiselleştirilmiş bırakma desteğini içeren, müfredata entegre, kümeye özgü
tütün kontrol müdahalelerine duyulan gereksinimi ortaya koymaktadır.
Objective: This study aimed to determine the prevalence of conventional cigarette and electronic cigarette use among medical students at Sivas Cumhuriyet University, to identify associated sociodemographic and environmental factors, and to delineate distinct smoker profiles to inform targeted interventions.
Methods: A cross-sectional online survey was conducted among 333 medical students between January and March 2025. Data on demographics, smoking habits, social influences, and attitudes towards tobacco products were collected. Statistical analyses included descriptive statistics, Chi-square tests, and Kruskal-Wallis H tests. A cluster analysis was performed to identify distinct profiles among students who smoke.
Results: The prevalence of current smoking was 28.5% (n=95), with a significant increase observed across academic years (p<0.001). A significant association was found between smoking status and both family history (73.7% of smokers had a smoking family member vs. 56.9% of non-smokers, p=0.004) and peer influence (90.5% of smokers had smoking friends vs. 50.7% of non-smokers, p<0.001). E-cigarette use was reported by 23.5% of students, with 2.1% being dual users. Cluster analysis of smokers revealed three distinct profiles
Conclusion: Smoking remains a significant public health issue among medical students, heavily influenced by social environment and academic stress. The identified smoker profiles demonstrate that the population is not homogenous, necessitating a multi-pronged intervention strategy. Recommendations include integrating stress management and tailored cessation programs into the medical curriculum and developing cluster-specific interventions to effectively address this "medical education paradox."