Klasik Halk Hikâyelerinden Realist İstanbul Hikâyelerine Hegemonik Erkeklik İmajının Geçirdiği Değişim ve Dönüşümler Üzerine


Creative Commons License

Tunç E.

Doğan Kaya Armağanı, Changes and Transformations of Hegemonic Masculinity from Classical Folk Romances to Realist Istanbul Stories, Editör, Vilayet , Sivas, ss.1363-1391, 2021

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Araştırma Kitabı
  • Basım Tarihi: 2021
  • Yayınevi: Vilayet
  • Basıldığı Şehir: Sivas
  • Sayfa Sayıları: ss.1363-1391
  • Editörler: Changes and Transformations of Hegemonic Masculinity from Classical Folk Romances to Realist Istanbul Stories, Editör

Özet

 Geleneksel Türk toplumu içerisinde erkekliğe ait olarak tanımlanmış sosyo-kültürel anlamları, Anadolu sahası halk hikâyeleri üzerinden analiz etmeyi hedefleyen bu makalede; toplumsal cinsiyet kategorilerinden biri olan ve biyolojiden ziyade kültürel bir kurguya dayanan erkeklik olgusu; feminist teori ve eleştirel erkeklik araştırmalarının kuramsal birikimleri ışığında ele alınmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda, geçmişe yönelik birtakım çıkarımlar yapmanın yanı sıra bugün yaşanılan hayata da yön veren “zihinsel şemaları” ayrıntılı biçimde irdelemeyi amaçlayan bu makale; Connell'in ortaya attığı ve eleştirel erkeklik çalışmaları açısından büyük bir öneme sahip olan “hegemonik erkeklik” terimine odaklanarak; Anadolu sahasında anlatılagelen farklı dönemlere ait hikâye örneklerine yoğunlaşmış ve bu suretle anlatıların merkezine yerleştirilen hegemonik erkeklik imajlarının geçirdikleri değişim ve dönüşümleri mercek altına almıştır. Bu doğrultuda, özellikle destan döneminin kronik bir uzantısı olarak düşünülebilecek olan kahramanlık temalı halk hikâyelerinde, hegemonik erkeklik değerlerinin büyük oranda abartılmış bir fiziksel güç üzerine kurgulandığı ve “hipermaskülen” erkek imajlarının öne çıkarıldığı; sonraki dönemlerde ise, toplumsal ihtiyaçların güncellenmesi ve cemaat kültürünün çözülmesiyle birlikte bu erkeklerin yerlerini ahlâkî açıdan ideal kılınmış diğer erkeklere bıraktıkları sonucuna ulaşılmıştır. En nihayetinde ise, yazılı kültürün yerleşmesiyle birlikte artık Tanzimat romanlarıyla benzer bir epistemolojiye sahip olan realist hikâyelerin, hegemonik erkeklik değerlerini toplumsal ideallerin sınırlarından tamamıyla çıkartarak, yüzlerini yaşanılan dünyanın çirkinliklerine ve eksikliklerine döndükleri ve bu itibarla merkezlerine yerleştirdikleri erkek kahramanları, böylesi bir bakış açısıyla kurgulamaya başladıkları anlaşılmaktadır. 

In this article, which aims to analyze the socio-cultural meanings, which is defined as belonging to masculinity in traditional Turkish society, through Anatolian folk stories, the phenomenon of masculinity, as one of the gender categories and based on a cultural code rather than biology, was tried to be discussed in the light of feminist theory and critical masculinity studies. In this context, this article aiming to examine in detail the "mental schemes" shaping today's life, as well as making some inferences about the past, focused on the term "hegemonic masculinity" introduced by Connell and which has a great significance in terms of critical masculinity studies, emphasized the examples of folk stories from different periods which have been told in the Anatolian field, and in this way examined the changes and transformations of hegemonic masculinity images placed in the center of the narratives. In this direction, it was concluded that hegemonic masculinity values are largely fictionalized with an exaggerated physical power in especially heroic-themed folk stories, which can be considered as a chronic extension of the epic period, and that these men gave their places to other morally idealized men with the updating of social needs and the dissolution of the community culture in later periods in which "hypermasculine" male images are highlighted. Finally, it is understood that realist stories, which have a similar epistemology to the Tanzimat novels with the establishment of the written culture, completely removed the hegemonic masculinity values from the boundaries of social ideals, that their faces turned to the ugliness and deficiencies of the world, and that they started to fictionalize male heroes placed in the center of the story with such a perspective.