David Hume'un Teleolojik Argüman Eleştirisinin Eleştirisi
Eskiyeni, sa.62, ss.953-974, 2026 (ESCI, TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: Sayı: 62
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.37697/eskiyeni.1597037
- Dergi Adı: Eskiyeni
- Derginin Tarandığı İndeksler: Emerging Sources Citation Index (ESCI), Central & Eastern European Academic Source (CEEAS), MLA - Modern Language Association Database, Directory of Open Access Journals, TR DİZİN (ULAKBİM), MLA International Bibliography, Academic Search Ultimate (EBSCO)
- Sayfa Sayıları: ss.953-974
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Amaç: Bu çalışma; David Hume’un Doğal Din Üzerine Diyaloglar adlı eserinde teleolojik argümana (tasarım delili) yönelttiği eleştirilerin, felsefî literatürde çoğu kez “teleolojik argümanı bitirici” bir kesinlikte olduğu şeklinde sunulmasına karşın, söz konusu eleştirilerin güçlü olmakla birlikte tartışmaya açık varsayımlar taşıdığını göstermeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, teleolojik argümanın tarihsel biçimi ile çağdaş (özellikle “ince ayar” temelli) varyantları arasındaki metodolojik farkların Hume eleştirilerinin kapsamını nasıl değiştirdiği de tartışmaya dâhil edilmiştir.Yöntem: Nitel araştırma yöntemi kullanılan araştırmada veri kaynağı olarak Hume’un birincil metni ile ilgili ikincil literatür incelenmiştir. Literatür taraması kapsamında Türkiye’de ve uluslararası platformlarda tez–makale–kitap taramaları yapılmış; doğrudan “Hume’un teleolojik eleştirilerinin eleştirisi” odağında çalışmaların sınırlı olduğu tespitinden hareketle metin çözümlemesi eleştirel bir perspektifle mümkün ölçüde derinleştirilmiştir. Veri çözümlemesinde betimsel ve kavramsal içerik analizi birlikte kullanılmış olmakla birlikte ağırlıklı olarak hermeneutik / kavramsal analiz yapılmış; Hume’un argüman şemaları, öncül–sonuç ilişkileri ve alternatif açıklama yükleri (olasılık, açıklama gücü, yalınlık) üzerinden yeniden yapılandırılmıştır.Bulgular: Bulgular, Hume’un eleştirilerinin teleolojik delili bütünüyle çürütmediğini; (i) analoji eleştirisinin modern ince ayar ve olasılıklı çıkarım yaklaşımları karşısında kapsam kaybına uğradığını, (ii) “çoklu tasarımcı” varsayımının ampirik temelden yoksun spekülatif bir açılım olduğunu, (iii) kötülük/kusurlu tasarım itirazının “tasarımcı” sonucundan ziyade tasarımcının ahlaki niteliklerine ilişkin ayrı bir tartışma doğurduğunu, (iv) Hume’un şüpheciliğinin teleolojik argümanların daha rafine formlara evrilmesine metodolojik zemin sağladığını göstermektedir.Sonuç: Çalışma, Hume eleştirilerinin güncel din felsefesi tartışmalarında “nihai ret” olarak değil, argümanı dönüştüren eleştirel bir eşik olarak okunması gerektiği sonucuna ulaşır. Bu yönüyle çalışma, bilim–din ilişkisi, açıklama türleri ve olasılıksal akıl yürütme gibi çağdaş başlıklarla bağlantı kurarak literatüre dengeli bir katkı sunar. Gelecek araştırmalar için, Hume’un çağdaşları (Reid, Beattie, Campbell) ile sistematik karşılaştırmaların genişletilmesi; ince ayar argümanının farklı olasılık modelleriyle (Bayesçi çerçeve vb.) değerlendirilmesi ve “kötülük” itirazının tasarım argümanından bağımsız ahlâkî-teolojik tartışmalarla ayrıştırılması önerilmektedir.
Purpose: This study aims to demonstrate that, although David Hume’s criticisms of the teleological argument (the argument from design) in his Dialogues Concerning Natural Religion are often presented in philosophical literature as having a conclusive force capable of dismissing the argument, these critiques, while formidable, rest on debatable assumptions. To this end, the study also examines how methodological differences between the historical form of the teleological argument and its contemporary variants—particularly those based on "fine-tuning"—alter the scope of Hume’s critiques.Method: Employing a qualitative research methodology, this study utilizes the secondary literature on Hume’s primary text as its data source. Comprehensive literature reviews of theses, articles, and books were conducted across national and international databases. Given the scarcity of studies directly focusing on a critique of Hume's teleological objections, the textual analysis was rigorously deepened from a critical perspective. For data analysis, descriptive and conceptual content analyses were used in conjunction to reconstruct Hume’s argumentative frameworks, premise–conclusion relationships, and alternative explanatory burdens (such as probability, explanatory power, and simplicity).Findings: The findings reveal that Hume’s critiques do not entirely refute the teleological argument: (i) the analogy critique loses its efficacy in the face of modern fine-tuning and probabilistic inference approaches; (ii) the "multiple designer" hypothesis is a speculative extension that lacks an empirical basis; (iii) the objection from evil or defective design pertains to a separate debate concerning the moral attributes of the designer rather than the core inference of a designer's existence; and (iv) Hume’s scepticism provides a methodological catalyst for the evolution of teleological arguments into more refined forms.Conclusion: The study concludes that Hume’s critiques should be read not as a definitive rejection within contemporary philosophy of religion, but as a critical threshold that transforms the argument. This reading offers a balanced contribution to the literature by intersecting with contemporary discourses on the science–religion relationship, modes of explanation, and probabilistic reasoning. For future research, it is suggested that systematic comparisons with Hume’s contemporaries (Reid, Beattie, Campbell) be expanded; that the fine-tuning argument be evaluated through alternative probability models (e.g., the Bayesian framework); and that the problem of evil be distinguished from design-independent moral-theological debates.