İletişimsel Realizm: Uluslararası Siyasette Güç, Görünürlük ve Meşruiyetin Yeniden Düşünülmesi
GAZİANTEP UNIVERSITY JOURNAL OF SOCIAL SCIENCES, cilt.25, sa.3, ss.1065-1083, 2026 (Hakemli Dergi)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 25 Sayı: 3
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.21547/jss.1747570
- Dergi Adı: GAZİANTEP UNIVERSITY JOURNAL OF SOCIAL SCIENCES
- Derginin Tarandığı İndeksler: EBSCO Legal Source, EBSCO Communication Source, Asos İndeks, Sobiad Atıf Dizini
- Sayfa Sayıları: ss.1065-1083
- Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Uluslararası ilişkiler literatüründe maddi kapasiteyi merkeze alan realist açıklamalar ile anlam üretimi, temsil mücadeleleri ve iletişimsel süreçlere odaklanan yaklaşımlar büyük ölçüde birbirinden bağımsız kuramsal tartışmalar içerisinde gelişmiştir. Bu durum, uluslararası siyasette maddi kapasitenin siyasal etkiye hangi süreçler aracılığıyla dönüştüğü sorusuna ilişkin önemli bir açıklama boşluğu ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışma, söz konusu boşluktan hareketle iletişimsel realizm olarak adlandırılan kavramsal-yorumlayıcı bir çerçeve önermektedir. Çalışma, realizmin maddi güç vurgusunu, sosyal inşacılığın anlamlandırma süreçlerine ilişkin katkılarını ve iletişim literatüründe geliştirilen görünürlük, stratejik söylem ve meşruiyet tartışmalarını ortak bir analitik zeminde yeniden değerlendirmektedir. Önerilen çerçevenin yorumlayıcı potansiyelini tartışabilmek amacıyla Rusya-Ukrayna Savaşı, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi ile Türkiye'nin Afrika ve Balkanlar'daki iletişim temelli dış politika faaliyetleri seçilmiş örnek olaylar olarak ele alınmıştır. Analiz, temsil ve algı mücadeleleri, stratejik söylem ve meşruiyet üretimi ile iletişimsel kapasite ve jeopolitik etki olmak üzere üç analitik boyut üzerinden yürütülmüştür. Çalışma, askerî kapasite, ekonomik kaynaklar ve stratejik imkânların uluslararası siyasette belirleyici önemini koruduğunu kabul etmekle birlikte, maddi kapasitenin siyasal etkiye dönüşümünün aktörler arası anlamlandırma süreçleri, iletişimsel görünürlük ve meşruiyet mücadeleleriyle birlikte şekillendiğini ileri sürmektedir. Bu yönüyle iletişimsel realizm, realizmin yerine geçmeyi amaçlayan yeni bir büyük teori olarak değil, uluslararası siyasette güç, görünürlük ve meşruiyet arasındaki ilişkinin daha sistematik biçimde tartışılabilmesine katkı sağlayabilecek kavramsal-yorumlayıcı bir öneri olarak değerlendirilmektedir.
Realist explanations emphasizing material capabilities and approaches focusing on meaning-making, representational struggles, and communicative processes have largely evolved within separate theoretical traditions in the International Relations literature. This fragmentation has created an important explanatory gap concerning the processes through which material capabilities are transformed into political influence in international politics. Addressing this gap, the present study proposes a conceptual-interpretive framework termed Communicative Realism. The study brings together the realist emphasis on material power, constructivist insights into meaning-making processes, and debates within communication scholarship on visibility, strategic narratives, and legitimacy within a common analytical framework. To discuss the interpretive potential of the proposed framework, the Russia-Ukraine War, China's Belt and Road Initiative, and Türkiye's communication-oriented foreign policy activities in Africa and the Balkans are examined as selected illustrative cases. The analysis is structured around three analytical dimensions: representational and perceptual struggles, strategic discourse and legitimacy production, and communicative capacity and geopolitical influence. While acknowledging the continuing significance of military capabilities, economic resources, and strategic assets in international politics, the study argues that the transformation of material capabilities into political influence is closely intertwined with processes of meaning-making, communicative visibility, and struggles for legitimacy. In this respect, Communicative Realism is not presented as a new grand theory intended to replace realism, but rather as a conceptual-interpretive proposal that may contribute to a more systematic discussion of the relationship between power, visibility, and legitimacy in international politics.