Karanlık Üçlü Kişilik Özelliklerinin Yakın İlişkilerde Psikolojik Eğilimleri Yordayıcı Rolü


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NİSA NUR ULUOCAK

Danışman: Sezen Güleç

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu araştırmanın temel amacı, karanlık üçlü kişilik özelliklerinin (narsisizm, makyavelizm ve psikopati) bireylerin yakın ilişkilerdeki psikolojik eğilimleri üzerindeki yordayıcı etkilerini incelemektir. Araştırma, ilişkisel modelde desenlenmiş olup yakın ilişkilerin çok boyutlu doğasını anlamak üzere Çok Boyutlu Yakın İlişkiler Ölçeği (ÇBİÖ) ve kişilik özelliklerini ölçmek üzere Kısaltılmış Karanlık Üçlü Ölçeği (KKÜÖ) kullanılarak yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemi, geçmişte veya hâlen ilişki deneyimi bulunan, yaşları 18 ile 65 arasında değişen 434 yetişkin bireyden oluşmaktadır. Veriler; betimsel istatistikler, Pearson Momentler çarpımı korelasyon analizi ve Path analizi aracılığıyla incelenmiştir. Elde edilen bulgular, karanlık kişilik özellikleri ile yakın ilişki boyutları arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermektedir. Analiz sonuçlarına göre narsisizm; ilişki doyumunu, ilişkide kendine güveni ve ilişki girişkenliğini pozitif yönde yordarken, ilişki kaygısını ve ilişki izlenimi ayarlama boyutunu negatif yönde yordamaktadır. Makyavelizm, ilişki dinamikleri üzerinde en geniş etkiye sahip değişken olarak öne çıkmıştır ve ilişkiye odaklanma, ilişki kaygısı, ilişki izlenimi ayarlama, ilişkide kendine güven, ilişki girişkenliği ve dışsal kontrol odağı boyutlarını pozitif yönde yordadığı saptanmıştır. Psikopati ise ilişki kaygısını ve ilişki izlenimi ayarlamayı pozitif yönde yordarken, ilişkide kendine güveni ve ilişki girişkenliğini negatif yönde yordamaktadır. Bu bağlamda çalışma, bireylerin yakın ilişkilerinde sergiledikleri davranış örüntülerinin yalnızca ilişkisel dinamiklerle değil aynı zamanda kişilik temelli faktörlerle de açıklanabileceğini göstermektedir. Elde edilen sonuçların çift ve aile danışmanlığı alanında risk faktörlerinin belirlenmesi ve müdahale planlarının oluşturulması açısından pratik uygulamalara yön vermesi beklenmektedir.