Rozasea hastalarında kardiyovasküler riskin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YUSUF CİHAN DİRİM

Danışman: Rukiye Yasak Güner

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Rozasea, değişken derecede yüzü etkileyen, eritem, papül püstül ve telenjiektazilerle giden, etyopatogenezi tam olarak bilinmeyen, kronik tekrarlayıcı inflamatuvar bir deri hastalığıdır. Son yıllarda patogenezinde antimikrobiyal peptidlerin ve toll like reseptörlerin (TLR) rol aldığı ve çeşitli tetikleyici faktörler sonrasında inflamasyonun gelişmesini sağladığı gösterilmiştir. Kronik inflamasyon ise geleneksel olmayan bir kardiyovasküler risk faktörü olduğu, subklinik aterosklerozu ve insulin direncini artırdığı çeşitli çalışmalarca gösterilmiştir. Tüm bu bilgiler çerçevesinde çalışmanın amacı, rozasea hastalarında artmış bir kardiyovasküler risk olup olmadığını tespitini yapmaktır. Vaka – kontrol çalışmamızda 40 rozasea hastası ve 40 kontrol hastası değerlendirildi. Geleneksel kardiyovasküler risk faktörlerine sahip olan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Her iki grupta subklinik aterosklerozu göstermek için karotis intima-media kalınlığı (KİMK), ultrasonografi cihazı ile ölçüldü. Ayrıca her iki grupta metabolik sendrom (MS), insulin direnci, dislipidemi ve obezite varlığına bakıldı. İnflamasyon belirteci olarak serum eritrosit sedimentasyon hızı ve C reaktif protein (CRP) düzeylerine çalışıldı. Çalışmamızda rozasea grubundaki bireylerin sağ-sol KİMK ortalama değeri kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek olarak bulunmuştur. KİMK her iki grupta yaş ve bel çevresi ile artmakta olup bu korelasyon rozasea grubunda kontrol grubuna göre daha kuvvetlidir. Metabolik sendrom prevelansı, insulin direnci, lipid profili, dislipidemi prevalansı, obezite, eritrosit sedimentasyon hızı ve CRP düzeyleri yönünden rozasea hastaları ile kontrol grubu arasında anlamlı bir fark gözlenmedi. Rozasea hastaları ile kontrol grubu arasında KİMK değerleri açısından anlamlı farklılık izlenmesi nedeniyle rozaseanın subklinik ateroskleroz gelişimi için bağımsız bir risk faktörü olduğunu düşündürmüştür. Ancak metabolik sendrom, insülin direnci, dislipidemi ve CRP gibi kardiyovasküler risk faktörlerinin her iki grup arasında farklılık göstermemesi ise subklinik ateroskleroz gelişiminde başka etyopatogenetik yolaklarla olabileceğini düşündürmektedir.