Oral glukoz tolerans testi yaptıran ve yaptırmayan annelerin gestasyonel diyabetes mellitus ile ilişkilendirilen olumsuz sonuçlar açısından maternal, fetal ve ilk altı ay bebek verilerinin karşılaştırılması: ileriye dönük bir kohort çalışması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İNCİ KAHRİMAN
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Sanem Nemmezi Karaca
Eş Danışman: Begüm Kurt
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Gestasyonel diyabetes mellitus (GDM), gebelik sürecinde, doğumda, sonrasında ve hatta yaşamın ilerleyen dönemlerinde anne ve bebekte problemlere yol açmaktadır. Yapılacak taramalarla erken saptanması ve önlemler alınması mümkün olabilir. Ancak son yıllarda gebelerin oral glukoz tolerans testi (OGTT) yaptırma oranlarında düşüşler yaşandığı görülmektedir. Bu çalışmada OGTT yaptıran ve yaptırmayan gebelerde GDM ile ilişkilendirilen olumsuz sonuçlar açısından anne, fetüs ve ilk altı aylık bebek sağlığının izlenmesi amaçlanmıştır. Prospektif gözlemsel kohort tarzındaki bu araştırmaya, hastanemize başvuran 189'i OGTT yaptıran, 225'i yaptırmayan üçüncü trimesterdeki toplam 414 gebe dahil edildi. Anketler ilk görüşmede yüzyüze, takipler esnasında telefon görüşmeleriyle uygulandı. Anket formu ile maternal, fetal ve ilk altı ay bebek sağlığı açısından GDM'nin yol açabileceği komplikasyonlar değerlendirildi. Anne ve bebeğe ait doğum bilgileri hastane dosyalarından kaydedildi. OGTT yaptırma oranı %45.7 saptandı. En sık testi yaptırmama nedeni olarak 'gerek duyulmadığı (%26.7) ve zararlı etkisi (%17.8)' bildirildi. Gebelik sürecinde herhangi bir nedenle hastanede yatan gebelerin %43.6'sının (n=44/101) OGTT yaptırdığı gözlendi (p=0.628). Gebelerin %9.4'ü GDM tanısı aldı. OGTT yaptıranlarda GDM tanısı alma oranı yüksekti (p=0.003). GDM ile en sık ilişkilendirilen maternal ve fetal komplikasyonlarla OGTT ilişkisi anlamlı bulunmadı. GDM tanısı almış olan annelerin hastaneye yatış oranı daha fazlaydı (p=0.006) ve %33.3'ünde polihidramnios gelişmişti (p<0.001). Bebeklerinde metabolik anormallik gözlenme oranı daha sıktı (p=0.021). Bu bebeklerin doğum haftaları daha düşük (p=0.007) ve anne sütü+mamayla beslenme oranı daha yüksek saptandı (p=0.043). GDM tanılı gebeler dışlandığında OGTT yaptırmayan annelerin doğumdaki sağlık sorunlarına müdahale gereksinimi daha fazla (p=0.034), bebeklerinin 5. dakika APGAR skoru daha düşük tespit edildi (p=0.027). Ayrıca bu annelerin preterm bebeklerinin dördüncü ay ağırlık persentilleri daha yüksek saptandı (p=0.039). Term bebeklerin ikinci, dördüncü, altıncı ay ağırlık ortalamaları ve ikinci ay ağırlık persentili anlamlı düşüktü (sırasıyla p1=0.024, p2=0.021, p3=0.030, p4=0.037). Çalışmamızda GDM'li annelerde artmış oranda maternal, fetal ve neonatal risklerin tespit edilmiş olması, hastalığın taranmasının önemini ve gerekliliğini kanıtlamaktadır. OGTT yaptırmayan grupta gözlenen komplikasyonlar ve müdahale gereksinimi, bazı vakaların tanısının konulamadığını göstermiştir. GDM ile ilişkilendirilen olumsuz sonuçlar açısından oranların benzer bulunması testin güvenilirliğini desteklemektedir. Testin gebeler tarafından kabul edilebilirliğinin önündeki en büyük engel olan 'zarar vereceği düşüncesi' bulgularımız ışığında en azından ilk altı aylık süre için bertaraf edilmiştir. Çalışmamıza dahil edilen gebelerin %54.3'ünün testi yaptırmamış olması ve %9.4'ünün GDM tanısı alması, ülke genelinde takipsiz vakaların sanılandan fazla olabileceğini ve sağlık sorunları ortaya çıktıktan sonra tespit edildiğini düşündürmektedir. Anne adaylarının testin güvenirliği ve önemi hakkında bilgilendirilmesinin OGTT yaptırma oranlarını önemli ölçüde etkileyeceği kanaatindeyiz.