Karotis endarterektomi cerrahisinin serebral oksijenizasyon üzerine etkileri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GONCA KAYA MERT
Danışman: Onur Avcı
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve amaç: Karotis endarterektomi (KEA), aterosklerotik karotis hastalığı olan semptomatik hastaların tedavisinde altın standarttır. Bununla birlikte, KEA prosedürünün yararı, peri ve postoperatif advers nörolojik olayların oranına bağlıdır. İnme, KEA ile ilişkili perioperatif morbidite ve mortaliteye ilişkilidir. Bu nedenle, nöromonitorizasyon KEA sırasında ve sonrasında serebral iskeminin saptanmasında önem arz eder ve ayrıca cerrah tarafından ameliyat esnasında uygun eylemin yapılmasına olanak sağlar. Geleneksel serebral izleme yöntemleri, bölgesel serebral oksijen doygunluğunun sürekli izlenmesini sağlayan yeni, kullanımı kolay tekniklerle değiştirilmektedir. Bu çalışmanın amacı genel anestezi altında KEA uygulanan hastalarda NIRS (Near Infrared Spektroskopi) monitorizasyonu kullanarak özellikle karotis kross klempleme ile indüklenen serebral oksijenizasyon değişiklikliklerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya genel anestezi altında KEA cerrahisi uygulanacak, ASA II-Ⅲ bireylerden 30 hasta dahil edildi. Kontrolsüz kardiyovasküler, respiratuar, metabolik hastalığı olan, herhangi bir intrakranial patolojiye ve zor hava yolu kriterlerine sahip hastalar, preop hemoglobin değerleri 10 gr/dl'nin altı ve 17 gr/dl'nin üstünde olan hastalar ile araştırmaya katılmayı reddeden hastalar dahil edilmedi. Çalışmamızda hastaların preop yaş, kilo, cinsiyet, EF (ejeksiyon fraksiyonu), hemoglobin değerleri ile karotis stenozu dereceleri kaydedildi. Ameliyattan yarım saat önce hastalara midazolam (Midolam Pharmada, 5mg/1ml) 0.025-0.05 mg/kg intramüsküler uygulanarak premedikasyon yapıldı. Hastalar ameliyat masasına alınarak solunumsal ve kardiyak monitorizasyonları sağlandıktan sonra sistolik kan basıncı (SKB), diyastolik kan basıncı (DKB), ortalama arter basıncı (OAB), kalp atım hızı (KAH) ve periferik oksijen satürasyonu (SpO2) ve bölgesel oksijen saturasyonu (rSO2) değerleri sağ ve sol taraf olarak kaydedildi. Bu değerler bazal değerler olarak kaydedildi. Daha sonra 2 dk preoksijenisazyonun ardından hastalara anestezi indüksiyonunda tiyopental sodyum (Pental Sodyum İbrahim Etem Ulaga 1gr/1 flk ) 5-7 mg/kg dozunda, stres yanıtı baskılamak amacıyla fentanil (Talinat Vem, 0.5mg/10ml) 1-1.5 mikrogram/kg dozunda ve kas gevşetici ajan roküronyum bromür (Myocron Vem 50mg/5ml) 0.5 mg/kg dozunda kullanılarak uygun endotrakeal tüp ile entübe edildi. Operasyon sırasında hastaların SKB, DKB, OAB, KAH, SpO2, rSO2 ve end tidal karbondioksit (EtCO2) değerleri karotis kros klemp öncesi, karotis kros klemp başlangıcının 3. dakika, 5. dakika, 10. dakikasında, kros klemp kalktıktan sonra 1. ve 5. dakikada ve postoperatif olarak ölçülüp kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya aldığımız hastaların 12 (%40)'si kadın, 18 (%60)'i erkekti. Yine hastaların 11 (%37)'i sağ taraftan ve 19 (%63)'u sol taraftan operasyon geçirdi. Hastaların kros klemp süreleri en düşük 7 dakika, en yüksek 14 dakika ve ortama 9.96±1.9 dakika olarak bulundu. Çalışmaya alınan bireylerin değişik zamanlarda ölçülen rSO2 değerleri karşılaştırıldığında, farklılık anlamlı bulundu (p 0.05). Çalışmaya alınan ve sol taraftan cerrahi geçiren (n:19) hastaların sol taraf ortalama rSO2 değerleri arası farklılık anlamlı bulunurken (p 0.05). Çalışmaya alınan hastaların (n:30) 3'ünde bazale göre %20'den fazla düşüş olmuştur. Bu 3 hastanın bazal ile kros klemp sırasında ölçülen en düşük rSO2 yüzdeleri % 24.5, % 27.02 ve % 27.8 olarak bulunmuştur ve bu hastaların kros klemp süreleri sırasıyla 10 dk, 8 dk ve 11 dk olarak belirtilmiştir. Çalışmaya alınan hastaların hiçbirinde postoperatif nörolojik komplikasyon izlenmemiştir. Sonuç: Genel anestezi altında KEA cerrahisi yapılan hastalarda kros klemp sırasında serebral oksijen satürasyonunda belirgin bir düşüş olduğunu, kros klemp açılmasının ardından serebral oksijen saturasyonun bazal değere tekrar ulaştığını veya bazal değerinde üzerine çıktığını gözlemledik. Genel anestezi altındaki hastalarda KK sırasında rSO2'deki düşüş yüzdesinin ve KK klemp süresinin şant kararı vermede etkili olabileceğini düşünmekteyiz. Bu konuda daha fazla olgu üzerinde ileri çalışmalara gereksinim olduğunu düşünmekteyiz.