Kur'an kursu öğreticilerine göre 4-6 yaş ahlak gelişiminde kurslarda yürütülen din eğitiminin fonksiyonelliği
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: RUMEYSA DURSUN
Danışman: MEHMET YILDIZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Çocukluk dönemi, bireyin kişiliğinin oluştuğu ve bireydeki değerler sisteminin temelinin atıldığı kritik bir evredir. Bu bağlamda, erken yaşta verilen din eğitiminin ahlaki gelişim üzerindeki işlevselliği önemli bir araştırma konusu olarak öne çıkmaktadır. Bu araştırmanın amacı, 4-6 yaş Kur'an Kursu öğreticilerinin görüşleri doğrultusunda, din eğitiminin çocukların ahlak gelişimine olan katkısını incelemektir. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği bu çalışmada, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Ankara ili Altındağ ilçesi Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı 4-6 yaş Kur'an kurslarında görev yapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 25 öğretici oluşturmaktadır. Veriler, öğreticiler ile gerçekleştirilen yüz yüze görüşmeler yöntemiyle elde edilmiş; yapılan görüşmeler ses kaydına alınarak yazılı hale getirilmiştir. Bulunan veriler, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiş; bulgular, temalar ve alt temalar şeklinde sınıflandırılmıştır. Araştırma bulgularına göre görüşmeye katılan öğreticiler, okul öncesi din eğitimi programının çocukların ahlaki gelişiminde sağlam bir temel oluşturduğunu belirtmiş; ancak bu etkinin yalnızca öğretmenle sınırlı kalmayıp okul, aile ve sosyal çevre arasındaki uyuma bağlı olduğunu vurgulamıştır. Bununla birlikte, programın teorik açıdan güçlü bir yapıya sahip olmasına rağmen uygulama sürecinde bazı yapısal ve yöntemsel eksikliklerin bulunduğu dikkat çekmektedir. Katılımcıların bir kısmının sorulara sınırlı yanıtlar vermesi verilerin derinliğini kısmen sınırlandırmış olsa da çalışma, ailenin yalnızca destekleyici bir unsur olarak değil, sürece aktif biçimde katılan bir eğitim paydaşı olarak konumlandırılması gerektiğini ortaya koymaktadır.