Laparoskopik bariatrik cerrahinin serebral oksijenizasyon üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EZGİ TURAN

Danışman: İCLAL ÖZDEMİR KOL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Obezite görülme sıklığı epidemik boyutlara ulaşmış olup tedavisi oldukça güç kronik bir hastalıktır. Bariatrik cerrahi yöntemleri morbid obez hastalarda tedavinin önemli bir parçasıdır. Tüm morbid obez hastalar bariatrik cerrahi için yüksek risk taşırlar. Bu çalışmada genel anestezi altında laparoskopik bariatrik cerrahinin ters trendelenburg pozisyonu, karbondioksit insuflasyonu ve pnömoperitonyum süresince serebral oksimetri ile takip edilen rSO2 değerleri üzerine olan etkilerini araştırdık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Cumhuriyet Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi etik kurul onayı alındıktan sonra 40 gönüllü bariatrik cerrahi operasyonu uygulanacak, 18-60 yaş arası, ASA fiziksel durum sınıflaması I- III olan genel cerrahi hastası dahil edildi. Kontrolsüz kardiyovasküler respiratuar, metabolik, serebrovasküler hastalığı olan , belirtilen yaş grubu dışında olan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Çalışmamız prospektif olarak yürütüldü. Ameliyattan yarım saat öncesi midazolam 0.025-0.05 mg/kg intramüsküler uygulanarak premedikasyon yapılan hastalara anestezi indüksiyonunda propofol 2.5 mg /kg dozunda, stres yanıtı baskılamak amacıyla fentanyl 1-1.5 mikrogram / kg dozunda kullanıldı. Kas gevşetici ajan olarak da 0.5mg/kg roküronyum bromür, anestezi idamesinde ise % 100 O2 içinde % 2 sevofluran kullanılarak inhalasyon anestezisi yapıldı. Hastalar için özel cerrahi masalar kullanıldı. Hastalar rutin 3 dk preoksijenize edildi. Tidal volüm 6ml/kg, etCO2 değerleri 35-45 mmHg arasında olacak şekilde ve PEEP değerleri 5 cm H2O olacak şekilde mekanik ventilatilatör ayarları yapıldı. Hastaların hemodinamik parametreleri ve rSO2 değerleri başlangıçta, operasyon süresince her 5 dakikada bir, anestezi indüksiyonundan hemen sonra (T1), CO2 insuflasyonunun başlangıcında (T2), pnömoperitonyumun 10.dakikasında (T3), pnömoperitonyumun 20.dakikasında (T4) ve 30.dakikasında (T5) , hasta pozisyonunun ters trendelenburg yapılmasının 5. Dakikasında (T6) , 10.dakikasında (T7) , cerrahi bittikten sonra hasta pozisyonu supin pozisyona getirildikten sonra (T8) ve ekstübasyon sonrası (T9) değerler ölçülüp kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya alınan bireylerin değişik zamanlarda ölçülen rSO2 değerleri karşılaştırıldığında, farklılık önemli bulundu (p 0.05). Çalışmamızda rSO2 değerleri izleminde bazal değere göre indüksiyon sonrası , CO2 insüflasyon başlangıcı ve ters trendelenburg 10.dk değerlerinde istatistiksel olarak artış olmuştur. indüksiyon sonrası ölçülen rSO2 değerine göre ekstübasyon sonrası değerde azalma olmuştur. Hiçbir hastamızda operasyon boyunca serebral desatürasyon gözlenmemiştir. Sonuç: Bu çalışmada, genel anestezi altında bariatrik cerrahi yapılan sınırlı sayıdaki hastalarda uygulanan ters trendelenburg pozisyonun ve pnömoperitonyumun serebral oksijen satürasyonu açısından belirgin bir farklılık oluşturmadığını, cerrahi pozisyonun hastalarda hemodinamik olarak iyi tolere edildiğini ve rSO2 deki değişimlerin hemodinamik değişikliklerle de parallelik gösterdiği kanaatine vardık.Bu konuda daha fazla olgu üzerinde ileri çalışmalara gereksinim olduğunu düşünmekteyiz.