Elektrokonvülsif terapide hiperventilasyonun konvülsiyon süresi ve serebral oksijenizasyon üzerine etkileri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OĞUZ GÜNDOĞDU
Danışman: SİNAN GÜRSOY
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Giriş ve amaç: Elektrokonvülsif terapi bir nöbet başlatmak için, bir veya her iki serebral hemisfere elektrik akımı uygulanarak yapılır. Amaç 25-60 saniye süreli bir terapötik yaygın nöbet oluşturmaktır. Anestezik ilaçların nöbet süresini kısaltmaları nedeniyle de elektriksel stimulusu artırmadan nöbet süresinin uzatılması konusunda özellikle anestezistler tarafından pek çok çalışma yapılmış ve bazılarında hiperventilasyonun nöbet süresini uzattığına dair sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, hiperventilasyonun konvülsiyon süresine ve serebral oksijenizasyon üzerine etkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya anestezi altında ilk kez elektrokonvülsif terapi uygulanacak, yaşları 18-65 arası ASA I-II bireylerden 40 hasta dahil edildi. Kontrolsüz kardiyovasküler, respiratuar, metabolik hastalığı olan, herhangi bir intrakranial patolojiye ve zor hava yolu kriterlerine sahip hastalar, preop hemoglobin değerleri 10 gr/dl'nin altı ve 17 gr/dl'nin üstünde olan hastalar ile araştırmaya katılmayı reddeden hastalar dahil edilmedi. Çalışmamızda hastalar 2 gruba ayrıldı: GRUP H: Hedef etCO2 25-30 mmHg olacak şekilde laringeal maske (LMA) ile 3 dk hiperventilasyon uygulanan 20 hasta GRUP N: Hedef etCO2 35-40 mmHg olacak şekilde laringeal maske (LMA) ile 3 dk normoventilasyon uygulanan 20 hasta Anestezi indüksiyonu öncesi, LMA ile ventilasyonun 3. dakikasında, postiktal 1., 5. Ve 10. dakikalarda sistolik kan basıncı (SKB), diyastolik kan basıncı (DKB), ortalama arteryel basınç (OAB), kalp atım hızı (KAH), periferik oksijen saturasyonu (sPO2) ve bölgesel oksijen saturasyonu (rSO2) değerleri kaydedildi. Anestezi indüksiyonu sonrası laringeal maske (LMA) ile hava yolu kontrolü sağlanan hastaların ventilasyonun 3. dakikası ve konvülsiyonun 1. dakikasında end-tidal karbondioksit (etCO2) değerleri kaydedildi. Konvülsiyon süresi, Richmond sedasyon-ajitasyon skoru, Aldrete skoru 9 olana kadar geçen süre kaydedildi. Bulgular: Her iki gruptaki bireyler konvülsiyon süresi ve derlenme süresi yönünden karşılaştırıldığında gruplar arası farklılık önemli bulunmuştur. (p 0,05) Hiperventilasyon grubundaki bireylerin değişik zamanlarda ölçülen rSO2 değerleri karşılaştırıldığında ölçümler arası farklılık önemli bulunmuştur. (p 0.05) Her iki guptaki bireylerin Richmond Ajitasyon skorları karşılaştırıldığında gruplar arası farklılık önemsiz bulundu. (p>0.05) Sonuç: Grup H'de Grup N'ye göre konvülsiyon süresinin daha uzun ve derlenme süresinin daha kısa olduğu (p<0,05) tespit edildi. Elde edilen rSO2 verilerinin analizine göre ise hiperventilasyonun aynı bireyde farklı zamanlarda ölçülen serebral oksijenizasyona anlamlı bir katkısı olduğu ancak normoventilasyon yapılan gruptan istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görüldü. EKT'de hiperventilasyonun hangi kriterlere göre yapılması gerektiği konusunda ortak bir kanıya varmak için daha fazla olgu sayısından oluşan çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Hiperventilasyon, elektrokonvülsif terapi, serebral oksijenizasyon, konvülsiyon süresi