Tarihi ve kültürel mirasın düşük maliyetli mobil yersel lazer tarama ve insansız hava aracı fotogrametrisi ile belgelendirilmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, GEOMATİK MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İLAYDA EMEN

Danışman: Tarık Türk

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kültürel miras, geçmişten günümüze taşınan ve toplumların kimliğini yansıtan önemli değerler bütünü olarak korunması gereken yapılardır. Bu yapıların belgelendirilmesi, restorasyon süreçlerinin doğru planlanması, gelecek kuşaklara aktarılması ve olası risklere karşı korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Geleneksel belgelendirme yöntemlerinin sınırlılıklarını aşmak amacıyla günümüzde gelişmiş dijital teknikler, özellikle yersel lazer tarama (YLT) ve insansız hava araçları (İHA) kullanımı çok daha detaylı ve hassas veri üretimini mümkün hale getirmiştir. Bu tez çalışmasında, Sivas il merkezinde yer alan ve Anadolu Selçuklu mimarisinin özgün örneklerinden biri olan Gökmedrese yapısının 3B olarak belgelendirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada, iOS işletim sistemli iPad Pro M4 cihazında bulunan düşük maliyetli mobil yersel lazer tarama cihazı (LiDAR), viDoc-Gerçek Zamanlı Kinematik (RTK) anteni ve İHA fotogrametrisi kullanılarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler Pix4D Matic yazılımında ayrı ayrı işlenmiş, ardından birleştirilerek bütünleşik bir 3B model oluşturulmuştur. Modellerin doğruluğu, sahada yapılan ölçümler ile 3B modelden yapılan ölçümlerin karşılaştırılması sonucunda istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Uygulama sonucunda, her iki yöntemin de birbirini tamamlayıcı özellikte olduğu; mobil YLT'nin yapının alt kısımlarında detaylı yüzey verisi sağladığı, düşük maliyetli mobil YLT kullanımının doğrudan jeoreferanslandırma açısından yüksek mutlak konum doğruluğu sunduğu, İHA'nın ise erişilemeyen alanların belgelendirilmesinde avantaj sağladığı görülmüştür. Ayrıca, veri birleştirme sürecinde ortaya çıkan düşük düzeyli deformasyonlar, yöntemlerin bütünleştirilmesi esnasında ortaya çıkan teknik sınırlamaları da gözler önüne sermiştir. Bu bağlamda çalışma, tarihi ve kültürel yapıların belgelendirilmesinde hibrit yöntemlerin kullanılabilirliğini ortaya koymakta ve benzer çalışmalar için yol gösterici nitelik taşımaktadır.