Sepsisli hastalarda perfüzyon göstergesi olarak pleth variabilite index ve vena cava inferior çapı değerlerinin karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ORHAN GÖKTÜRK
Danışman: Onur Avcı
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve amaç: Sepsis hayatı tehdit eden hastalık sınıflandırmasında yoğun bakım ünitelerinde sıkça karşımıza çıkmaktadır. Tedavi edilmesindeki ana etmen antibiyoterapi etkinliğine kadar organların vital fonksiyonlarını koruyabilmek için vital parametrelerin sağlanmasıdır. Hastalardaki perfüzyon ve oksijenezasyonun sağlanması temel hedef haline gelmiştir. Hipotansiyon multi organ yetmezliğine gidişdeki en tehlikeli alarm durumunu oluşturmaktadır. Hastalarda hipotansiyona sebep olan temel etken hipovolemiye sebep olmuş yaygın vazodilatasyondur. Hipovolomeinin ortadan kaldırılması için yapılan sıvı replasmanları birinci basamak tedaviyi oluşturmaktadır. Perfüzyon ve hipovoleminin belirlenmesi, sıvıya yanıtın değerlendirilmesi için PVI ve dIVK dinamik testleri karşılaştırdık. Bu çalışmanın amacı PVI ve dIVK'nın sepsisli hastalarda perfüzyon göstergesi olarak üstünlüklerinin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya yoğun bakım ünitesindeki sepsis tanısı almış sıvı replasmanı uygulanacak, 18 yaş üstü bireylerden 40 hasta dâhil edildi. İntrakraniyal basınç yüksekliği, konjestif kalp yetmezliği (EF<%40), kronik böbrek yetmezliği, stabil olmayan, solunum aktivitesi olanlar hastalar, gebeler ve araştırmaya katılmayı kabul etmeyen hastalar dâhil edilmedi. Çalışmamızda hastalar 2 gruba ayrıldı: GRUP 1: Sıvı replasmanı sonrası CO'da %15 ve daha az artış olan hastalar (Sıvıya cevap vermeyenler). GRUP 2: Sıvı replasmanı sonrası CO'da %15'ten daha fazla artış olan hastalar (Sıvıya cevap verenler). Hastaların sıvı replasmanı öncesi demografik verileri (yaş, kilo, sepsis nedeni, vücut yüzey alanı, SOFA skoru), vital parametreleri (SAB, DAB, OAB, KAH), kan labaratuar değerleri (BUN/kreatin oranı, PaCO2, laktat, ScVO2) ve ölçüm değerleri (VKImax, VKImin, CVP, PI, PVI, CO, SV) kayıt edildi. Hastalara 15dk boyunca 10ml/kg kristaloid uygulandıktan sonra kayıt edilen parametreler tekrarlandı. Hastaların ölçülen VKI değerleri ile dIVK hesabı yapıldı. CO değerleri ile CI hesabı yapıldı. Bulgular: Her iki gruptaki hastaların bazal ve mayi sonrası dIVK ve PVI değerleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Mayi replasmanı sonrası CO değerinde %15 ile altında ve %15 ile üstünde değişiklik olan hastaların bazal ve mayi sonrası ölçülen VKI değerleriyle hesaplanan dIVK değerleri, PVI değerleri karşılaştırıldığında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). CO değişimi %15 sınırına göre ayrılan hasta grubunda dIVK için ROC analizi yapıldığında AUC 0,833 (0,739-0,926) bulunmuştur. Eşik değer %17.52 bulunmuş olup duyarlılık %77.5 özgüllük %72.5 bulunmuştur. CO değişimi %15 sınırına göre ayrılan hasta grubunda PVI için ROC analizi yapıldığında AUC 0,889 (0,817-0,962) bulunmuştur. Eşik değer %12.50 bulunmuş olup duyarlılık %72.5 özgüllük %92.5 bulunmuştur. Sonuç: Hasta gruplarının sıvı durumu değerlendirmesi ve sıvıya yanıt değerlendirilmesi yapıldığında PVI ve dIVK ölçüldüğünde sepsisli hastaların yönetiminde noninvaziv, yatak başı, pratik, ucuz ve hızlı bir yöntem olduğu anlaşılmıştır. İnvaziv girişimlerden dolayı oluşabilecek komplikasyonlardan uzaklaşılmasını sağlamaktadır. Hastaları tespit etme ve yanıt verme konusunda yararlı olduğu gösterilmiş olsa da, devamlı monitorizasyon olarak kullanımı konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Pleth variabiliti indeks, distensibiliti indeks, sepsis