Suça sürüklenen çocuklarda yıkıcı duygudurumu düzenleyememe bozukluğu ve ilişkili faktörler
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BEYZA KARATAŞ BOZOK
Danışman: Ayla Uzun Çiçek
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmada suça sürüklenen çocuklarda Yıkıcı Duygudurumu Düzenleyememe Bozukluğu (YDDB)'nun prevalansını ve YDDB ile ilişkili bireysel, ailesel ve çevresel risk faktörlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Katılımcıların psikopatolojik özellikleri anksiyete, depresyon, dikkat sorunları, davranışsal bozukluklar, mizaç-karakter yapısı ve travmatik yaşantılar temelinde çok boyutlu bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Ayrıca aile yapısı, ebeveyn ruh sağlığı ve sosyoekonomik durum gibi etmenlerin suça sürüklenme ve YDDB ile olası ilişkisi de ele alınmıştır. Gereç ve Yöntem: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi (SCÜTF) Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında yürütülen bu çalışmaya 12–17 yaş aralığında suça sürüklenme nedeni ile kliniğe getirilen 72 çocuk ve ergen (çalışma grubu) ile psikiyatrik bozukluk öyküsü olmayan, daha önce suça sürüklenmemiş ve çalışma grubu ile yaş ve cinsiyet açısından eşleştirilmiş 78 sağlıklı çocuk ve ergen (kontrol grubu) dahil edilmiştir. Psikiyatrik bozuklukların tanısı, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (DSM-5-TR) kriterleri ve yarı yapılandırılmış tanı görüşmesi (Çocuklar için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi – Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli (ÇDŞG-ŞY-T) kullanılarak yapıldı. Olguların değerlendirilmesinde ayrıca Çocuk Mizaç ve Karakter Envanteri, Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA; ebeveyn ve ergen formları), Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (ÇÇTÖ), Çocuklarda Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (ÇADÖ-Y) ve Conners Anababa Dereceleme Ölçeği – Yenilenmiş Kısa Form (CADÖ-YK) kullanıldı. Bulgular: Çalışma bulgularına göre suça sürüklenen çocuklar grubunda erkek cinsiyet oranı, okul terk oranı, tek ebeveynli aile yapısı, düşük ebeveyn eğitimi, ebeveynde psikiyatrik bozukluk öyküsü ve sigara-alkol kullanımı kontrol grubuna kıyasla anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. En sık işlenen suçlar hırsızlık ve yaralama idi. Psikiyatrik değerlendirmede Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve Davranım Bozukluğu (DB) en sık eşlik eden tanılar olmuştur. Çalışmada suça sürüklenen çocukların %19,4'ü YDDB tanı ölçütlerini karşıladığı saptanmıştır. YDDB tanılı grupta yaş ortalaması anlamlı olarak daha yüksek ve cinsiyet dağılımı eşitti. Ayrıca YDDB grubunda okul terki, ebeveynlerde psikiyatrik bozukluk varlığı, önceden psikiyatrik başvuru ve psikotrop ilaç kullanım öyküsü oranları belirgin şekilde yüksekti. Yine bu grupta yüksek psikiyatrik eş tanı oranları (özellikle DEHB ve DB), sigara ve alkol kullanımı ve tekrarlayan suça sürüklenme davranışı dikkat çekti. Ölçek sonuçlarına göre YDDB tanılı çocuklar GGA'nın davranış sorunları, dikkat eksikliği/aşırı hareketlilik, duygusal sorunlar ve akran sorunları alt ölçeklerinde (hem ebeveyn hem ergen formu), toplam güçlük puanlarında, ayrıca CADÖ-YK Karşı Gelme ve Dikkatsizlik alt ölçeklerinde anlamlı olarak daha yüksek puanlar aldı. ÇÇTÖ duygusal ve fiziksel ihmal ile istismar, cinsel istismar alt ölçekleriyle birlikte toplam puanları da YDDB grubunda daha yüksekti. Anksiyete ve depresyon düzeyleri açısından da YDDB grubunda yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk ve majör depresyon puanları anlamlı derecede yüksekti. Mizaç ve karakter özelliklerinde ise YDDB grubunda yenilik arayışı ve ödül bağımlılığı yüksek, zarardan kaçınma, sebat etme ve iş birliği yapma puanları düşük bulundu. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları SSÇ'lerin yaklaşık beşte birinin (%19,4) YDDB tanı kriterlerini karşıladığını göstermiştir. Sonuçlarımız YDDB tanısı alan suça sürüklenen çocukların psikiyatrik komorbiditeler (örn. DEHB, DB), ailevi risk faktörleri (düşük ebeveyn eğitimi, psikiyatrik bozukluk öyküsü) ve davranış sorunları açısından belirgin şekilde yüksek risk altında olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular YDDB'nin suça sürüklenme davranışında kritik bir risk belirleyicisi olduğuna işaret etmekte ve adli sisteme dahil olan çocukların ruhsal değerlendirmelerinde YDDB'nin mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamaktadır. Erken tanı ve bu çok boyutlu risk faktörlerine yönelik müdahaleler hem ruh sağlığını iyileştirmede hem de suçun tekrarlamasını önlemede hayati öneme sahip olabilir.