Nedensellik, zorunluluk ve rastlantı kavramlarının felsefe ile bilimde anlam ve kullanımları


Dr. Öğr. Üyesi ADEM ÖKTEN

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Türkiye

Tez Danışmanı: Uluğ Utku Nutku

Tezin Onay Tarihi: 2003

Tezin Dili: Türkçe

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Nedensellik, zorunluluk ve rastlantı kavramları gerek felsefi gerek bilimsel çözümlemelerde birbirine sıkıca örülmüştür. Bu kavramlar değişik çağların fılozoflarınca, özellikle Aristoteles, Hume, Kant ve N. Hartmann tarafından ayrıntılı incelemelerin baş konuları olmuştur. Bu çalışmanın birinci bölümü onların görüşlerini genel çizgileriyle irdelemeye ayrılmıştır. Doğa bilimleri arasında fizik ve biyoloji rastlantı ile zorunluluğun, dolayısıyla da nedenselliğin tanımına doğru, yeni keşfedilmiş olgular ve süreçlerin çözümlemesini yaparak büyük katkılarda bulundular. Çağdaş fizik gelişigüzel (random) olaylar üzerinde çalıştı ve çalışmaktadır. Biyoloji salt rastlantı kavramını ortaya koydu. Bunlar son zamanların teorik tartışmalarının konuları olmayı sürdürüyorlar. Bu çalışmanın ikinci bölümünü oluşturmaktadırlar. Sorun ilkin sistematik biçimde Aristoteles tarafından ele alındı. Dört temel neden belirledi: maddi, etkin, biçimsel (formal) ve ereksel. Çalışmamız asıl nedensellik olan etkin nedenle ilgilidir. Akıl Çağı' nda (Yeni Çağ) yeni keşifler felsefeyi sözkonusu kavramların ve töz, madde, kendiliğindenlik, determinizm, ereksellik ve bütünlük yahut birlik gibi birçok kavramın yeniden içeriklendirilmesine yöneltti. Nedensellikte zorunlu bağlantı fikrinin içerdiği apriorizme ilk hücum eden Hume idi. Doğa yasası kavramının temellerini söktü ve onu özneler arası bir alışkanlığa indirgedi. Gene de onca bu, doğaya uygundu. Kant Hume' un görüşünü empirik bilginin uzandığı noktaya kadar kabul etti; ama daha ilerleyerek bu kavramların kaynağının, bilgi yapanın zihninde bulunduğunu ve empirik öznenin üstünde bilgi yapan öznenin, aşkın öznenin, doğaya yasalar dikte ettiğini gösterdi. Kant' m girişimi ontolojik bir hareket noktasının karşıtında işlevsel (epistemolojik, gnosiolojik) bakışı öne çıkardı.II Nicolai Hartmann Yeni Ontoloji' si ile Kant' çı doğrultuyu tersine çevirdi ve ontolojiyi temel disiplin olarak yeniden kurdu. Onun savlamasında insan sadece gnosiolojik bir özne değildir; varolanlar arasında bir varolandır ve birçok bağıntı içindedir. Bilgi bu bağıntılardan birisidir ve bunu doğru yerine koymak için bir bilgi ontolojisi gereklidir. Varlık tarzları -olanak, gerçeklik ve zorunluluk- ontolojik yönden yeniden gözden geçirilmelidir. Varlık ve bilgi kategorileri çakışmazlar ama kesişirler. Zorunlu, a priori bilgi bu kısmi kesişme/örtüşme alanında bulunur. Bu tezde savunulan görüş şudur: Soruna epistemolojik ve ontolojik yaklaşımların ikisinin de sağlam temelleri vardır. Nedenselliği hem bir doğal zorunluluk hem de bir rastlantı öğesi içeren bir süreç olarak kavramak çelişik değildir. Bilimde ilerlemeler, öznel gönderim (referans) çerçevesinin kaçınılmaz olduğunu ve bunun, bilinip bilinmemekten bağımsız varolan objektif yapı tarafından oluşturulduğunu göstermiştir. Gerek determinizm gerek indeterminizm gerçekliğin farklı bölgelerinde geçerlidir ve bir bütünün görünümleri olarak kavranılmalıdırlar.